2 Haziran 2017 Cuma

Hafta Sonu Okuması

Merhaba,

Eski başlıklarımdan biriyle yani Hafta Sonu Okuması'yla blogumu canlandırayım bugün dedim. Bir süredir okumak istediğim yazarlardan biri Jules Verne'di. Sabit Fikir Mayıs sayısında da Jules Verne öyle güzel işlenmişti ki en kısa zamanda bir kitabını okumalıyım dedim ve çok merak ettiğim Karpatlar Şatosu'nu aldım.

Instagram'da hikayeler kısmında paylaşmıştım; iki baskı arasında kaldım, açıkçası başka yayınevlerine bakmak aklıma da gelmedi, Alfa ve İthaki. ikisini de inceleyince gördüm ki bir fark yok, çevirmenleri aynı ben de içi resimli olan Alfa baskısını tercih ettim. Instagram'da paylaştım sanıyordum ama fotoğrafını eklememişim o nedenle internette bulduğum bir fotoğrafını ekliyorum buraya.

Alfa Yayınları'nı zaten genel olarak çok beğeniyorum; her alanda çok başarılı, özenle basılmış ve çevirileri oldukça iyi kitapları var. o nedenle bu harika baskıyı seçtiğim için de mutluyum.

Bir hafta olmak üzere 89. sayfadayım. Başlarda Jules Verne'in tasvirlerine odaklanamadım ama sonradan alıştım. Ne kadar detaylı yazıyor, inanılmaz. Böyle büyük yazarları okurken zekalarına ve yeteneklerine hayran kalmamak ne mümkün. Şimdi hikayenin heyecanlı yerlerine geldim ve merakla okuyorum.

Jules Verne'in diğer bilindik kitaplarını çocukken okudum ve çizgi filmlerini izledim yani konulara hakimim. ama biliyorsunuz ki genelde çocuklara kısaltılmış versiyonları okutuluyor ve çizgi filmlerde/filmlerde de kopukluklar, değişiklikler oluyor. O nedenle bildiğimi düşündüğüm kitaplarından da okumak istediklerim var. Özellikle 80 Günde Devri Alem ve Balonla Beş Hafta en merak ettiklerim şu an. Muhtemelen yine Alfa Yayınları baskılarını alacağım, kapakları da çok güzel, hoş bir seri oluştururum böylelikle.



Bu hafta sonu benim elimde Jules Verne'den Karpatlar Şatosu olacak, peki siz ne/neler okuyorsunuz?

Sevgiler,




20 Nisan 2017 Perşembe

Kırtasiye: Kırmızı Moleskine


Moleskine denince aklıma eskiden siyah ve kırmızı olanları gelirdi, şimdi pek tabii Moleskine'in de çeşit çeşit renkleri, sınırlı üretim defterleri mevcut ama klasik olanlar bu renklerdi. Benim de il Moleskine'im siyah çizgisiz sert kapaklı olanlardan. Epey oldu sık sık uğradığım bir kırtasiyede rafları yenilemeden önce elindeki ürünleri epeydir üzerinde olan fiyattan satıyordu ben de hiç aklımda yokken kırmızı kırmızı diye tutturdum  ve bu sert kapaklı, çizgili kırmızı Moleskine benim oldu. Aslında alırken o avantajlı fiyatların kısa bir süreliğine olduğunu bilmiyordum, keşke bir kaç tane daha alsaydım dedim.


Bu defteri kendi alanımla ilgili çalışmalar yapmak için kullanmayı planlıyordum ve hatta başladım. Peki neden Moleskine, açıkçası bu defter markasının tarihini, çeşitlerini, özenli tasarımlarını, misyonunu, çeşitlerini herşeyini seviyorum. Farklı markalarda, çeşitli fiyatlarda da defterlerim var ama bazen kendinize belli bir ürün çeşidini daha yakın hissedersiniz ya benim için o açıdan bu defterlere her sahip oluşum ayrı bir mutluluk sebebi oluyor. Çok severek de birçok çeşidini kullanmaktayım bu ara.


Bir ara da hiç aklımda olmadan şu cep boyutundaki sarı renk Moleskine'i almıştım, sarı pek öncelikli bir renk değildir benim için ama ona bayılıyorum. O defter de devamlı elimin altında, çantamda yanımda. Belki daha sonra toplu bir Moleskine paylaşımı yaparım, neler varmış görürüz.

Sizin favori defterleriniz var mı, neler yazıyorsunuz?


18 Nisan 2017 Salı

Ne Okuyorum: İkizlerin Sınavı


Merhaba,

Bir süredir Ejderha Mızrağı (Dragonlance) Efsaneler Üçlemesi'ni okuyorum. Üçlemeyi okurken aralarda başka kitaplara başlama girişimlerim oldu ancak hikaye öylesine güzel ki elimdeki kitap bitince dayanamayıp sıradakini alınca hemen devam etmek geldi içimden. Şanslıyım ki hepsi Türkçe'ye çevrilmiş durumda. Ben hem şu an yayın haklarına sahip olan İthaki'den hem de eski Laika basımlarından okudum.

Bu aralar neredeyse bitirmek üzere olduğum, üçlemenin son kitabı İkizlerin Sınavı'ndayım. Bu üçleme de serinin ilk kitapları gibi oldukça heyecanlı, duygusal, komik yani tüm duyguları tadında yaşatan bir kitap oldu benim için. Üstelik ilk seriden çok sevdiğim Raistlin karakteri ana karakter olarak karşımıza çıkıyor bu üçlemede.



Blogda geçmişte Ejderha Mızrağı Destanı'nın ilk üç kitabı hakkında yazmış olduğum yorumları ayrı ayrı bulabilirsiniz. Bu üçleme hakkında planım ise uzun tek bir yazı yazmak bloga, bitirir bitirmez düşüncelerimi paylaşacağım sizlerle.

Bu aralar siz neler okuyorsunuz, Ejderha Mızrağı kitaplarını okudunuz mu?

Sevgiler,


10 Mart 2017 Cuma

Şubat Ayı Kitap Alışverişi

Şubat ayında fazla kitap okuyamasam da epey bir kitap alışverişi yapmışım. Kitaplığımda okunmayı bekleyen bir sürü kitap olsa da kitap alma isteğim hiç azalmıyor, sürekli okunacak birşeyler keşfediyorum =) 

Bakalım Şubat ayında neler almışım =)

 

Şubat ayında ilk alışverişimi D&R'dan yaptım. Her ay düzenli olarak Sabitfikir alıyorum; çok değerli yazarları var, genellikle hep ilgimi çeken konuları işliyor ve bir edebiyat dergisi olarak bana göre piyasadaki örneklerinden hem farklı hem de daha başarılı. Sonrasında almak istediğim kitaplar listemden 2 kitabı görünce dayanamayıp aldım. Normalde daha güzel indirimler yapan kitabevlerinden ya da internetten almayı tercih etsem de o gün kendimi bunlarla mutlu etmek istedim =)

 

Bir sonraki alışverişim Bursa'daki en sevdiğim kitabevi olan BKM'nin internet adresinden oldu. BKM yıllardır şubelerinde de kasada indirim yapar ama internette açık farkla diğerlerinden çok daha uygun fiyata satıyor ve kapıda ödeme imkanı da olduğundan tercih ettim. China Mieville'i uzun zamandır okumak istiyordum, geçenlerde alternatif Londra hikayeleri sunan kitaplardan bahseden bir yazı okumuştum yabancı bir sitede, listede en sevdiğim Neil Gaiman romanı Neverwhere/Yokyer de vardı hatta ve böylelikle yazarın listedeki iki kitabını da aldım. Voltaire'in bu bilim kurgu kitabından haberim yoktu, görünce çok merak ettim ve aldım sonunda. Bu arada son zamanlarda Alfa Yayınlarının kitapları çok ilgimi çekiyor, epey beğendiğim kitapları var, Instagram'da onlar paylaştıkça ekran görüntüsü alıp duruyorum =) Son olarak iki Terry Eagleton kitabı; kendisi benim alanımda önemli bir yazar o nedenle kitaplığımda yerlerini aldı bu iki kitabımda.


Aslında ilk alışverişimdeki kitaplardan birine başlamıştım ama geçen ay okuduğum İkizlerin Zamanı öyle bir yerde bitti ki rüyalarıma bile girdi ve sonunda İkizlerin Savaşını alıp hemen okumaya başladım =D Şu sıralarda okuduğum kitap da bu kitap. Arkasındaki kırmızı Moleskine de yeni göz bebeğim =) 

Bilim kurgu ve fantastik edebiyatı sevdiğimi biliyorsunuzdur; bol bol bu türlerde çok istediğim kitapları aldığım bir ay oldu Şubat ayı ve epey mutluyum bu alışverişlerden.

Sevgiler, 




Not: Bu yazıyı cep telefonundan yazdığım için fotoğraf boyutlarını ayarlayamadım, denemeler yapıyorum bakalım bu sefer böyle olsun.

9 Mart 2017 Perşembe

Şubat Ayı



Merhaba,

Sanırım şu 7 sene içinde ilk kez bir ayı bloga yazı yazmadan geçirdim! Ama blogumdan asla vazgeçmiyorum merak etmeyin =)

Geçen ay hem kızımın hareketlenmeye başlaması hem de ailecek grip olunca bitmek bilmeyen işler güçlerle boş vakitlerimin tamamı ya dinlenmeye ya da dinlenirken birkaç sayfa kitap okumaya ayrıldı. Bebeği/ Çocuğu olanlar sanırım beni anlar, beklediğimden daha yorucu ama tabii ki bir o kadar da keyifli günler geçiriyorum ama boş vakitlerim de genellikle yorgunluktan bayılıyorum =D Herşey benim için yepyeni olduğundan belki de böyle oluyor bilemiyorum =)



Neyse sizi sıkmadan bir ufak güncelleme yapayım istedim. Şubat ayında birkaç dergi ve yalnızca bir kitap bitirebildim, zaten Instagram'dan takip ediyorsanız görmüşsünüzdür. Arada kırtasiye malzemeleriyle de haşır neşir oluyorum ki yorgunluk atmak için birebir =) Ancak ne bir film ne de dizi izleyecek vaktim olmadı, dediğim gibi daha çok okumak istedi canım boş vakitlerimde.



Kafamda sürekli blogla ilgili planlar dönüyor; şunları yazayım, şöyle değişiklik yapayım diye. Benim için şu an en büyük sorun bilgisayar başına oturmak. Telefon devamlı elimde ama blog yazılarını oradan istediğim verimde giremem, tablet de kullanmak pek rahat olmuyor. İşte burada sıkışıyorum, akşamları vaktim var ama genellikle dediğim gibi yorgunum, arada da üşengeçlik yapıyorum ama bakalım zamanla bu düzene alışıp yoluna koyarım herhalde =))



Geçen ay bir kitap bitirdim dedim ya Güngör o Goodreads hedefin ne demeyin =D 120 kitabı nasıl bitireceksem artık =D Olsun beni motive ve mutlu ediyor =))



İşte böyle umarım vakit bulduğumda üşenmeden güncelleme yapabilirim =))

Instagram'da daha sık paylaşım yapıyorum Renkli Kitap ismiyle beni takip edebilirsiniz.

Sevgiler


22 Ocak 2017 Pazar

Ocak Hafta #3


Ne okuyorum: Bu aralar aslında elimde yarım yarım birkaç kitap olsa da The 100: 21. Gün'ü okuyorum. Dördüncü kitabın geldiğini duyunca beni bir heyecan sardı hemen uzun süredir bekleyen ikinci kitabı elime aldım. Harika bir distopya; bir felaket sonrası uzaya kaçan insanoğlu, dünyaya geri dönme kararı alır ama radyasyon seviyesi ve olası tehlikelere karşı 18 yaşındaki idama mahkum edilmiş 100 genci önden göndermek isterler. Bu gençlerin bir kısmının gözünden olaylar aktarılıyor, arada geriye dönüşler yapılıyor; oldukça sürükleyici ve her bölüm heyecanlı bir şekilde bittiği için elimden bırakamıyorum. Genç yetişkin türünü sevenlere öneririm.


SFX ve 221B ise bu ayın dergileri. SFX'in kapağında Doctor Who var ve 221B'yi görmeyen polisiye veya Sherlock sever kaldı mı? =) SFX'in orjinalini önceleri ilgimi çeken bir konu oldu mu tabletten okuyordum, Türkiye'de Aralık 2016'da ilk sayısı çıktı ve bir bilim kurgu sever olarak çok mutlu oldum. Geçen ay alamamıştım ama bu ayki sayı oldukça iyi bir başlangıç oldu, ben pek sevdim. Bir de Facebook sayfalarında bir çekilişe katılmıştım Outcast isimli harika bir çizgi roman kazandım, buradan da bir kez daha kendilerine çok teşekkür ederim.

221B'yi zaten takip ediyorum, birkaç sayısını alamadım ama onları da alacağım daha sonra. Bu ay efsanevi, arşivlik bir sayı çıkarmışlar. Ben de bir Sherlock Holmes sever olarak hemen aldım tabii =)


Ne izliyorum: Dirk Gently's Holistic Detective Agency. Netflix üzerinden başladığım yeni dizi, tek kelimeyle bayıldım! Doctor Who gibi bir dizi ama daha çok şiddet sahnesi var diyebilirim. Yazar Douglas Adams'a ait bir uyarlama, oldukça ilginç bir kurgu.



6 Ocak 2017 Cuma

İnsan Vücudu Tiyatrosu - Maris Wicks



Orijinal İsmi: Human Body Theater
Yazar: Maris Wicks
Çevirmen: Şiirsel Taş
Yayınevi: Domingo Yayınevi
Tür: Grafik roman, kurgu dışı, çocuk kitabı
Sayfa Sayısı: 240

Tanıtım Yazısı: İNSAN VÜCUDU TİYATROSU’na hoş geldiniz. İnsan biyolojisine yapacağınız bu büyüleyici yolculuğun her aşamasında size ben eşlik edeceğim. Önce sahneye bir iskelet olarak çıkacağım ve her bölümde kostümüme yeni bir katman eklenecek, ta ki vücudum tamamen oluşana kadar. Bu anatomik yolculukta konunun kalbine (hatta midesine, damarlarına, hücrelerine, kemiklerine, beynine) kadar ineceğiz. Oyunumuz eğlenceli, hatta o kadar eğlenceli ki bedenimiz hakkında bunca şeyi ne ara öğrendiğinize şaşıracaksınız.

İnsan Vücudu Tiyatrosu, çocukların (ve yetişkinlerin) vücudumuzun işleyişini derinlemesine ve keyif alarak öğrenebilmesi için harika bir kaynak.
goodreads.com okur notu: 4.23
*
Maris Wicks, biyoloji delisi (bu kitabı bitirdiğinizde muhtemelen siz de öyle olacaksınız) bir eğitimci. Bilime olan tutkusu bugün pek çok ülkede yardımcı kaynak olarak kullanılan bu çizgi bilim kitabının ortaya çıkmasını sağladı.

Neden Okudum? Sözel alanda okumuş biri olarak fen bilimleri ya da matematikle pek aram olmasa da içlerinden en sevdiğim biyolojidir. Sanırım biyoloji de rengarenk, eğlenceli bir alan gibi geliyordu bana o nedenle içlerinden en çok bu alanda başarılıydım =) Kitabın konusunu küçükken TRT'de izlediğim Bir Varmış, Bir Yokmuş: Vücut isimli fransız yapımı çizgi diziye çok benzettim. Çok eğlenceli, öğretici bir çizgi diziydi. Kitap da aynı şekilde eğlenceli, bilgilendirici, rengarenk bir kitap. 

Kapak Tasarımı: Yazar hem yazmış hem de çizmiş, ne güzel bir yetenek. Kapak da kitabın eğlenceli yanını resmeder nitelikte. Ben en çok Domingo Yayınları'nın kitap basımındaki kalitesine hayranım, çıkarttıkları her yayına ayrı bir özen gösteriyorlar, bayılıyorum.



Yorumum: İnsan Vücudu Tiyatrosu'nda yazar Maris Wicks insan biyolojisini eğlenceli bir şekilde bir iskeletin ağzından anlatıyor. İskelet sahneye çıktığı andan itibaren bedenimizin en küçük yapıtaşlarından başlayarak sahne sonuna kadar anatomik bir yolculuğa çıkarıyor bizi. Kitabın sonu geldiğinde insan vücudu tamamlanmış oluyor ama hiçbir ayrıntı kaçırılmadan.

Kitabın arkasında yazarın bilime olan tutkusu bugün pek çok ülkede yardımcı kaynak olarak kullanılan bu çizgi bilim kitabının ortaya çıkmasını sağladı diyor. Açıkçası "yardımcı kaynak" tanımlamasına kesinlikle katılıyorum. Okurken keşke ben öğrenciyken de elimde böyle harika bir kitap olsaymış dedim, ama eminim gelecekte kızımın işine çok yarayacak. 

Ben bir öğretmen olarak kendi alanımda hem öğrendiğim kadarıyla hem de kendi yaklaşımımla dersleri eğlenerek, oyunlarla, yaratıcı fikirlerle işlemeyi seviyorum. Benim alanım yani İngilizce öğretmenliği buna pek müsaittir, dil öğrenirken oyun oynamak sınıfın kaynaşmasına, çekingenliğin yok olmasına (ki bu çok önemli bir durum) ve daha aktif bir şekilde öğrenmeye çok yardımcı olur. Bu kitapta da bunu görüyoruz, ezberci eğitimin karşısında oldukça parlak, yaratıcı fikirler ile biyolojiyi öğretiyor yazar. Kendi adıma bu yaşımda yıllar sonra birçok şeyi unuttuğumu ve yepyeni şeyler öğrendiğimi söyleyebilirim.

Kısacası sadece çocuklar için ya da biyoloji konusunda merakı olan yetişkinler için değil, genel kültürünü zenginleştirmek için okumak isteyen herkese İnsan Vücudu Tiyatrosu'nu tavsiye ederim.