30 Aralık 2010 Perşembe

İlk Görüşte Aşk

Orijinal ismi: Boy Meets Girl
Yazar: Meg Cabot
Çeviren: Süeda Çavuşoğlu
Yayınevi: epsilon
Tür: Romantik Komedi
Sayfa sayısı:408

Arka Kapak Yazısı:  New York'un en büyük gazetelerinden birinde İnsan Kaynakları servisinin sevilen personeli Kate, kendi halinde, iyi niyetli ve güzel bir genç kızdır. Üniversiteden yeni mezun olan Kate, idealist bir tavırla olaylara yaklaşarak her zaman hayattaki en önemli şeyin insanlara yardım etmek olduğunu düşünür. Ancak hayat, üniversite sıralarındaki kadar masum değildir. Dışarıda hırs, kötü niyet, rekabet ve yıpranmak da hayata dâhildir.

Amy ise Kate'in bu saflığından yararlanmak isteyen fırsatçı bir kadın olarak ailesini bile Kate ile kıyaslamaya başlar. Evlenmek istediği kişiyi de kandırmakta usta olan Amy'nin hayata karşı yaşadığı bu hoşnutsuzluğunu ortaya çıkarmaya çalışan Kate, içinden çıkamayacağı bir oyunun içinde bulur kendisini...

Kapak Tasarımı: Orjinal yurtdışı yayınının kitap kapağına göre epsilon çok daha harika bir kitap kapağı seçmiş. Zaten bu kitabı ilk gördüğümde kapağından etkilenmiş ve evet bu benim seveceğim türde bir kitap diye de düşünmüştüm, açıkçası epsilon yanıltmadı beni.

Yorumum: İlk Görüşte Aşk Meg Cabot'ın "Boy" serisinin bir parçası ancak ben daha önce başka bir kitabını okumamıştım, duyduğuma göre bundan bir önceki kitabı "The Boy Next Door" epey meşhurmuş. Doğrusu bu kitabı okuduktan sonra diğer kitaplarını da kesinlikle edinmem gerektiğini düşündüm. Bu kitaba gelecek olursak, arka kapak yazısından da okuduğunuz üzere kitap Kate Mackenzi'in hikayesini anlatıyor bizlere ancak bunu çok farklı bir yapıda ve dilde yapıyor. Kitap tamamen e-posta yazışmaları, online yazışmalar, mektuplar, günlükler, notlar..vb. yollarla ilerliyor. Öyleki kitaptaki bazı notlar yemek tarifleri de içeriyor; dillere destan ahçı Ida'nın yemek tariflerini cidden denemeyi düşünüyorum=)

Ben kitabı elime aldığım andan itibaren bırakmakta çok zorlandım açıkçası, çok keyifli ve eğlenceli bir romantik komedi bu. Kitap farklı bir yapıda ilerlemesine rağmen karakterlere alışmak ve konuya kendinizi kaptırmak hiç de zor olmuyor. Bu türü sevenlere kesinlikle tavsiye ederim.

Puanım:



26 Aralık 2010 Pazar

Bir Dolap Kitap



http://www.birdolapkitap.com/ içinde saatlerce kendinizi kaybedeceğiniz, çok başarılı yazıların paylaşıldığı, çocuklara kitap projelerinin yapıldığı... şahane bir site. "Bir Dolap Kitap"la ilgili yazma nedenim aslında bugün facebookta paylaştıkları bir blog yazısı; Yazarlardan Banu bizlerle "Çocuğunuza Kitap Seçmenin Püf noktaları"nı paylaşmış. Bu gerçekten çok önemli bir konu, benim de zaman zaman zihnimi kurcalıyor. Yazı benim gibi eğitmenler, anne babalar veya gelecekte çocuğu olabilecek herkes için çok faydalı ve önemli bir yazı. Mutlaka göz atın derim;)

21 Aralık 2010 Salı

Karpatlar Şatosu

Orijinal ismi: The Castle of the Carpathians
Yazar: Jules Verne
Çeviren: Işık Ergüden
Yayınevi: İthaki
Tür: Fantastik
Sayfa sayısı: 283

Arka Kapak Yazısı: Transilvanya'daki Werst Köyü'nde, terk edilmiş bir şatoda endişe verici olaylar yaşandığına dair söylentiler dolaşmaktadır. Kont Franz de Telek opera sanatçısı nişanlısı La Stilla'nın ölümünü unutabilmek için yolculuk etmektedir. Kont, Werst'e gelir. Şato'nun, La Stilla ölürken kendisini lanetleyen Rodolphe de Gortz'a ait olduğunu öğrenir. Telek uzun uğraşlar sonunda bu korkunç şatonun esrarını keşfeder. Ancak bu keşfin bedeli ağır olacaktır.

Jules Verne'in en sevilen romanlarından Karpatlar Şatosu, vampirlerin diyarı Karpatlar'da geçen bir serüveni anlatıyor. Batıl inançlar ile teknolojinin, iyi ile kötünün, yaşam ile ölümün karşı karşıya geldiği bu serüvende hazin bir aşk öyküsü de var. Kimilerine göre daha ondokuzuncu yüzyılda televizyonu haber veren, kimilerine göre Orpheus mitosunun bir yorumu olan Karpatlar Şatosu, Jules Verne'in şaşırtıcı düşgücüyle, fantastik öykücü kimliğini birleştirdiği bir roman. 

Kapak Tasarımı:Geçen Cuma kütüphaneden aldığım kitaplardan biri Karpatlar Şatosu, daha önce Kütüphane Günü yazımda bahsetmiştim. Ben de İthaki yayınlarının çıkarttığı yukarıda kapak resmini gördüğünüz kitap var. Doğrusu bu kapağı pek fazla beğendiğimi söyleyemeyeceğim, yaratıcılıktan uzak sade bir tasarım. Kapak resmini ararken internette bulduğum şu solda gördüğünüz kitap ise daha fazla hoşuma gitti doğrusu. Hikayeye özgü çok daha güzel bir tasarım.

Yorumum: Karpatlar Şatosu bölgenin, karakterlerin yoğun tasvirleriyle ağır ağır ama heyecanı dorukta tutarak ilerleyen bir kurguya sahip. Jules Verne batıl inançların insanları nasıl kuşatıp, nasıl felaketlere yol açabileceğini kimi zaman mizahi kimi zaman da heyecanlı bir dille anlatıyor. Bu kitabı okurken yoğun tasvirler hiçbir şekilde beni sıkmadı aksine hikayeye daha da bağladı ve açıkçası Werst sakinlerinin yaşadıklarıyla birlikte ben de ne kadar batıl inançlı olduğumu sorgulamış oldum. Jules Verne batıl inançlar ve teknolojiyi çok güzel bir şekilde bağlıyor, öyleki kitabın sonunda herşey açıklanmış olmasına rağmen Werst sakinlerinin batıl inançlarının devam ediyor olması bizi şaşırtmıyor.

Puanlama:  


20 Aralık 2010 Pazartesi

Neil Gaiman'dan Yeni Yıl Sürprizleri



Neil Gaiman facebook ve twitter'da okuyucularına yeni yıl hediyesi olarak bir link paylaştı, bu linkte Gaiman kendi sitesinde 5 kısa hikayeyi armağan ediyor okuyucularına. Hikayeler şunlar;

The Case of the Four and Twenty Blackbirds

I Cthulhu

A Study in Emerald - [5.1 MB PDF file]

Cinnamon

How To Talk To Girls At Parties

Hikayelere şu linkten de ulaşabilirsiniz; http://www.neilgaiman.com/p/Cool_Stuff/Short_Stories Tabii hepsi İngilizce; ayrıca hikayelerden birinin audio book versiyonu da var.

Ben biraz evvel Cinnamon'u okudum; doğrusu bilindik Neil Gaiman tarzından biraz farklı, masalsı bir hikaye.

Bu arada yukarıdaki fotoğraf Neil Gaiman'ın evinden hoş bir kare;)

17 Aralık 2010 Cuma

Kütüphane Günü



Evet adı üstünde bugün Kütüphane günüydü. Şehir kütüphanesine kaydımı yaptırdıktan sonra zamanımı kitapları didikleyerek geçirdim. Doğrusu pek fazla güncel kitap bulamamak üzdü beni ama yine de okumak istediğim, güzel kitaplar buldum. Bugün aynı zamanda şehir kütüphanesi dışında bir başka kütüphaneye daha kayıt yaptırdım ama üyeliğimi hemen vermedikleri için henüz orayı didikleyebilmiş değilim=) Yalnız orada daha farklı kitaplar bulabileceğimi düşünüyorum, belki haftaya da oraya giderim.

Şehir kütüphanesinden aldığım kitaplar şöyle;

1. Karpatlar Şatosu - JUles Verne

Arka Kapak: Transilvanya'daki Werst Köyü'nde, terk edilmiş bir şatoda endişe verici olaylar yaşandığına dair söylentiler dolaşmaktadır. Kont Franz de Telek opera sanatçısı nişanlısı La Stilla'nın ölümünü unutabilmek için yolculuk etmektedir. Kont, Werst'e gelir. Şato'nun, La Stilla ölürken kendisini lanetleyen Rodolphe de Gortz'a ait olduğunu öğrenir. Telek uzun uğraşlar sonunda bu korkunç şatonun esrarını keşfeder. Ancak bu keşfin bedeli ağır olacaktır.

Jules Verne'in en sevilen romanlarından Karpatlar Şatosu, vampirlerin diyarı Karpatlar'da geçen bir serüveni anlatıyor. Batıl inançlar ile teknolojinin, iyi ile kötünün, yaşam ile ölümün karşı karşıya geldiği bu serüvende hazin bir aşk öyküsü de var. Kimilerine göre daha ondokuzuncu yüzyılda televizyonu haber veren, kimilerine göre Orpheus mitosunun bir yorumu olan Karpatlar Şatosu, Jules Verne'in şaşırtıcı düşgücüyle, fantastik öykücü kimliğini birleştirdiği bir roman.
2. Silmarillion - J.R.R. Tolkien

Arka Kapak: Tolkien'in en önemli çalışması olarak kabul edilen Silmarillion, onun yarattığı dünyanın özüdür. Kökleri Hobbit'ten önceye uzanır ve Yüzüklerin Efendisi'nde şekillenmeye başlayan bir 'dünya'nın yaratılış öyküsünü barındırırak, tüm Tolkien eserlerinin üzerine yerleşebileceği bir yapı oluşturur. Yaşamı boyunca üzerinde çalışmayı terk edemediği ve giderek büyüyüp gelişen bu eser ancak ölümünden dört yıl sonra oğlu tarafından yayımlanabildi.
Elflerin en beceriklisi olan Fëanor'un yarattığı üç Silmaril'in çalınmasıyla birlikte kadim dünyanın en kederli olayları gelişmeye başlar. Silmarillion, Elflerin tanrılara isyan ederek Orta Dünya'ya sürülmelerini; orada insanlar ve Cücelerle birleşerek tanrıların en kötüsüne, Morgoth'a karşı verdiği umutsuz savaşı anlatır.
Altıkırkbeş Yayın, bu kez gülümseyerek sunar: Silmarillion: Yaratılış'ın öyküsü.
 3. Fransız Süiti - Irene Nemirovsky

Arka Kapak: 1940 yılında Nazi işgalinden bir gece önce Paris'te başlayan Fransız Süiti, insanların kendi kontrolleri dışında savaş şartlarına atılmasının etkileyici öyküsünü anlatıyor. Parisliler şehri terk ederken, hayal edilebilecek her türden insani çılgınlık etrafı kaplamıştır; yemeğin olmadığı bir kentte varlıklı bir anne tatlı aramaktadır, dünyaları parçalanmak üzereyken bile bir çift, işlerini kaybetme düşüncesinden korkmaktadır. Yerli halk Alman askerlerince işgal altında olan taşradaki köylere göçerek -kendi köyünde, kendi evinde hatta kendi kalbinde bile- düşmanı karşısında hayatta kalmayı öğrenmek zorundadır.
Irène Némirowsky Fransız Süiti üzerine çalışmaya başladığında zaten Paris'te yaşayan çok başarılı bir yazardı. Fakat aynı zamanda o bir Yahudiydi, 1942'de tutuklandı ve öldüğü yer olan toplama kampına gönderildi. Bu roman altmış dört yıl boyunca saklı ve bilinmeyen olarak kaldı.
Hepsini okumak için iki haftam var, sabırsızlanıyorum, hemen başlamalıyım=)

fotoğraf: http://weheartit.com/entry/5519949












13 Aralık 2010 Pazartesi

Harry Potter ve Azkaban Tutsağı


Orijinal ismi: Harry Potter and the Prisoner of Azkaban
Yazar: J.K. Rowling
Çeviren: Sevin Okyay - Kutlukhan Kutlu
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Kapak tasarımı: Mary GrandPré
Tür: Fantastik
Seri: Üçüncü kitap
Sayfa sayısı:395

Arka kapak yazısı: Sirius Black adında azılı bir katil, tüyler ürpertici Azkaban kalesinde tam on iki yıl boyunca tutsak kalmıştır. Tek lanetle on üç kişiyi birden öldüren Black'in, Karanlık Lord Voldemort'un hizmetkârı olduğuna kesin gözüyle bakılmaktadır. Bir yolunu bulup Azkaban'dan kaçan Black'in peşinde olduğu bir tek kişi vardır: Harry Potter. Harry, büyücülük okulunun sihirli duvarları arasındayken, arkadaşları ve öğretmenleriyle birlikteyken bile güvende değildir. Çünkü aralarında bir hain olabilir.

Okuldaki üçüncü yılında Harry'yi, yeni bir Karanlık Sanatlara Karşı Savunma öğretmeni, ilk kez alacağı Kehanet dersi, heyecanlı Quidditch maçları ve büyücülük köyü Hogsmeade bekliyor. Ama Harry'nin öncelikle Sirius Black'in elinden kurtulması gerek. Harry Potter ve Azkaban Tutsağı, beklenmedik gelişmelerle her sayfasında okuru biraz daha şaşırtan, biraz daha heyecanlandıran bir kitap.

Kapak Tasarımı: Mary GrandPré spoiler içerikli kapak tasarımlarını seviyor =) Açıkçası bu karanlık kitaba yakışır cinsten gizemli ve hoş bir kapak. Arkada Sirius"un silueti pek hoş olmuş, aynı şekilde Şahgaga ile uçan  Harry ve Hermione de. Ben bu kapağı çok sevdim açıkçası, piyasadaki daha doğrusu yabancı yayınevlerinden  çıkan kitapların farklı kapaklarından çok daha güzel bu.
Yorumum: Harry Potter ve Azkaban Tutsağı bana göre serinin en karanlık, en gizemli, en korkunç kitabıydı (Tabii seri derken şimdilik okuduğum ilk üç kitaptan bahsediyorum). Ne zaman ben Ruh Emici'lerle tanıştım,  işte ondan sonra okumak daha da zor oldu benim için, Harry gibi onlar tekrar çıkmasın diye dua ediyordum=)) Cidden Rowling'in çok etkileyici bir anlatım tarzı var, okumak, o hikayenin içine girmek o kadar keyifli ki, bir an bile kitabı bırakmak istemiyorsunuz. Olaylar dönüp dolaşıp öyle bir şekil alıyor ki, inanılmaz derecede sürükleyici bir hikayenin ortasında buluyorsunuz kendinizi. Bu hikayede de özellikle yeni giren karakterlerin hakkında sonradan öğrendiklerimiz şaşırtıcı ve hatta şoke ediciydi; Remus Lupin, Sirius Black ve hatta Scabbers=)) Hazır yeni karakterlerden bahsetmişken, ilk iki kitaba göre daha fazla karakterle tanıştık ve Harry'nin geçmişine dair daha fazla gerçekle yüzleştik. Özellikle Sirius Black'in rolü bu kitapta oldukça önemliydi ve kendisi favori karakterim oldu diyebilirim=) Kitabın sonunda yazdığı mektup ilk kez Harry Potter Serisi boyunca beni ağlatan ilk nokta oldu. Voldemort'un bizzat hikayede bulunmaması açıkçası hoşuma gitti ama daha çok hoşuma giden birşey varsa o da geleceğe yönelik yapılan kehanetti; Scabbers'ın kurtuluşu ve kehanetin işlemesi gelecek kitaplarda ilginç şeyler olacağına dair ipuçları veriyor bizlere. 
Son olarak serinin bu kitabını açıkçası çok sevdiğimi belirtmeliyim, geçmişe ve geleceğe dair bir sürü şey vardı bu kitapta şimdi dördüncü kitaba bir an önce başlamak istiyorum ama araya geçenlerde sözünü ettiğim ve hafta sonunda aldığım Montague Amca'nın Dehşet Hikayeleri'ni sokacağım. Hem Harry Potter Serisi bitmesin istiyorum=))








5 Aralık 2010 Pazar

Renkli Kitap Tartışma: 2010 En Sevilenler

Renkli Kitap ilk tartışma konusunu gururla sunar: 2010 En Sevilenler!

2010'un bitmesine çok kısa bir zaman kaldı ve internette kitap sitelerinde, bloglarında ya da kitaplarla ilgili her hangi bir yerde mutlaka 2010 kitap listeleri oluşturuluyor, en iyi 100 kitap gibi listelerde sevdiğiniz isimlere oy verebiliyorsunuz. Ben de bir anket yapmak yerine kısaca size şu soruyu sormaya karar verdim; 2010'da en sevdiğiniz kitap / kitaplar hangileri? Kitapların 2010 senesinde çıkmış olması gerekmiyor, siz bu sene neyi ya da neleri okudunuz ve çok beğendiniz ben bunu merak ediyorum.

Benim bu sene okuyup da beğendiğim kitaplar (Harry Potter Serisi hariç, onunla bu seneden önce bir geçmişimiz var=P) şöyle;




 
 
 
 
 
 

Daha yazılacak çok kitap var ama ilk 5'imi seçtim ve onları sizlerle paylaşmak istedim. Sizlerin yorumlarını da sabırsızlıkla bekliyorum!

Okumayı Düşündüklerim...

Sizlerle bugün kitabevlerinin sitelerinde gezerken seçtiğim ve okumayı düşündüğüm birkaç kitabı paylaşacağım. Seçtiğim kitapların hem gençlere hem de yetişkinlere hitap edecek türde kitaplar olduğunu düşünüyorum çünkü bu fantastik kitapların olay örgüsü her iki kesimin de ilgisini çekecek yönde.

Ürperti
Yazar: Maggie Stiefvater
Sayfa Sayısı: 406
Baskı Yılı: 2010

Arka Kapak: Bir Kurtadama aşık Olur Musunuz? Ürpereceksiniz...

Grace henüz küçük bir kızken kurtlar tarafından ısırılır. Fakat gri bir kurt Grace'i son anda kurtarır. Grace iyileşir ama kurtarıcısını unutmaz ve altı yıl boyunca, evlerinin arkasındaki ormanda onu izler. Aralarında büyülü bir bağ vardır, sarı gözlü kurdu görmeden yaşayamaz.

Sam'in iki yaşamı vardır: Kışları dondurucu ormanda, sürüsünün koruyuculuğunu yapan cesur bir kurt; yazları kitapçıda çalışan genç bir adam... ta ki soğuk onu tekrar bir kurda dönüştürene kadar.

Artık lise öğrencisi olan Grace sarı gözlü bir gençle tanışır. Bu genç adam onu yıllar önce ölümden kurtaran kurttur. Ancak kış yakındır. Sam, Grace'i ve hayatını kaybetme riskine rağmen insan kalmak için savaşacaktır.

40 ülkede yayımlanan Ürperti, ABA (Amerika Yayıncılar Derneği), New York Times, USA Today ve Amazon.com'un "çok satanlar listesinde"; Publishers Weekly, Glamour's, ALA (Amerika Kütüphaneler Birliği) ve Barnes & Noble'ın "En iyi gençlik kitapları" listesinde yer aldı. 2010 Midwest, SIBA 2010 ve CBC En İyi Gençlik Kitabı Ödülü'nü kazandı. Warner Bros, tarafından film hakları satın alındı.

"Ürperti büyülü bir aşk hikâyesi, sürükleyici bir macera ve insanla kurt arasındaki benzerliklerden yola çıkan eşsiz bir gerilim."
-Sunday Telegraph-

"Eğer Alacakaranlık hayranıysanız, Ürperti'ye de bayılacaksınız. Ustaca yazılmış ve iki ana karakterin gözlerinden sırayla anlatılmış kusursuz bir ilk roman."
-The Observer-

"Stiefvater kurtadamların, çok satanlar kahramanı vampirlerden çok daha seksi olduğunu hatırlatıyor."
-Booklist-

"Genç vampirlerin romantizminden sıkıldıysanız, Maggie Stiefvater'in Ürperti'si çok iyi bir seçim olacak. Fakat unutmayın Ürperti, Alacakaranlık'tan çok Zaman Yolcusu'nun Karısı'yla benzeşiyor. Kitap gerçekten de doğaüstü gerilimi klişelerden uzak yepyeni bir anlatımla sunuyor."
-Sunday Telegraph-

Montague Amca'nın Dehşet Hikayeleri

Yazar: Chris Priestley
Çevirmen: Zeynep Alpaslan
Sayfa Sayısı: 224

Arka Kapak: Edgar'ın amcası ormanın derinliklerindeki bir evde oturuyor. Edgar, ormandan geçerken köy çocuklarının ağaçların arkasına gizlenip onu izlediğinden emin, ama ne olursa olsun korktuğunu belli etmemeye kararlı.

Bir gün, Edgar'ın amcası ona bir dizi tüyler ürpertici hikâye anlatıyor. Üstelik, bütün bu hikayelerin gerçek olduğuna dair kanıtları da var: Küçük bir bez bebek, altın yaldızlı bir çerçeve, pirinçten yapılmış eski bir teleskop… Acaba Montegue Amca bütün bu lanetli eşyaları nasıl bir araya getirdi?

Fakat bu soruya cevap arayacak zaman yok. Edgar, karanlık bastırmadan önce ormandan geçip eve dönmek zorunda… ama belki de aradığı cevapları orada, ormanda bulacak.

Montague Amca'nın kendi hikâyesinin, tüm zamanların en şaşırtıcı ve en korkunç hikâyesi olduğunu keşfettiğinizde tüyleriniz diken diken olacak… 


100 Dolap
Yazar: N. D. Wilson

Sayfa Sayısı : 232

Arka Kapak: Hem ilkgençlik çağı çocukları için hem de yetişkinler için olağanüstü fantastik bir serüven…

12 yaşındaki Henry York, teyzesi ve eniştesinin evinde, üç kuziniyle birlikte kalmaktadır. Bir gece tavan arasındaki odasında uyumak üzereyken başucundaki duvarda bir takırtı duyar. Ertesi gece de aynı yerden kafasına bir sıva parçasının düşmesiyle uyanır. Sıvanın koptuğu yerde topuz biçimli iki çıkıntının belirdiğini ve bunlardan birinin yavaşça döndüğünü fark eder.

Henry, duvarın sıvasını kazıyınca hepsi çeşitli büyüklük ve biçimde doksan dokuz dolap kapağı keşfeder. Bir tanesinden yağan yağmur sesini duyar. Bir başkasında ışıklı bir oda ve ileri geri gezinen bir adam görür. Henry ve kuzeni Henrietta çok geçmeden bu kapakların başka dünyalara açılan kapılar olduğunu keşfedeceklerdir.

100 Dolap, N. D. Wilson’ın özgün bir kurguyla yarattığı fantastik serüven dizisinin ilk kitabı...  




3 Aralık 2010 Cuma

Blog yazmak ya da yazmamak...



Hayır blog yazmayı unutmadım, sadece hala Harry Potter'ın üçüncü kitabı Harry Potter ve Azkaban Tutsağı'nı okumaktayım ve biraz ağır gidiyor açıkçası. Kitap hakkında bitirir bitirmez bir eleştiri yapacağım ama şunu söyleyeyim bu şimdiye kadar ki en karanlık hikaye, sürekli bir elim tetikte durumu var ki heyecandan öleceğim, hele o ruh emiciler yok mu bitirdi onlar beni, mümkünse bir daha karşıma çıkmasınlar, Harry'le birlikte ben de bayılabilirim bu sefer=)) Bir kitabın içine böylesine girmek, kendini kaptırmak ilginç bir duygu öyle değil mi? Bana göre bu hikayenin ve dolayısıyla da yazarın ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor. Harry Potter Serisi rahat okunur bir seri, kısa zamanda bitirebiliyorsunuz ama kolay okunabilir diğer best sellerlar gibi değil, özel bir tarafı var, yarattığı dünyanın bir parçası olmak çok hoş.

Bu arada bir taraftan Sandman Serisinin ikinci kitabını bitirmeye çalışıyorum. Sandman hakkında da bir iki kelam etmek gerek, zira beni benden alan böylesine güzel bir çizgi roman serisi daha gelmedi dünyaya. İlk fırsatta ilk kitap hakkında yorumlarımı yazmak için söz veriyorum.

Bu arada Harry Potter ve Azkaban Tutsağı bitince 4. kitaba hemen başlamadan araya yarım bıraktığım bir Neil Gaiman kitabı daha olan Yokyer"i sıkıştırıp bir an önce bitirmeliyim zira bekletilmeyecek kadar değerli bir kitap o da;))

İyi okumalar,