29 Nisan 2011 Cuma

Günün Fotoğrafı

 

Okumayı Düşündüklerim


Herkese merhaba!

Birkez daha sizlerle okumayı düşündüğüm kitapları paylaşıyorum ve kitapların tanıtımlarını yapıyorum. Eğer siz daha önce bu kitaplardan herhangi birini okuduysanız yorum yapmadan gitmeyin!=)

Keyifli okumalar!

Her Yönüyle Roman Yazımı - Jim Lavene

Tanıtım Yazısı: 
İlk taslağın tamamlanmasından iyi bir sözleşme imzalamaya kadar yazarlık hayalinizi gerçekleştirmek için ihtiyacınız olan her şey

İster polisiye romanlar yazın, ister gerilim, aşk ya da tarihi roman… Türünüz ne olursa olun, Her Yönüyle Roman Yazımı geleceğin çok satanına imza atmanızda yol gösterecek eşsiz bir rehber.
Edebiyat dünyasında rekabet gücünüzü artırmak için tüm bilmeniz gerekenleri ve ihtiyaç duyacağınız önerileri bir arada toplayan Her Yönüyle Roman Yazımı size;

*yaratıcı fikirlerinizi çok satan bir hikayeye dönüştürmeyi,
*güçlü bir tema oluşturmayı,
*gerçekçi karakterler yaratmayı,
*taslak hazırlamayı,
*çalışmanızı yayıncılara pazarlamayı ve satmayı öğretecek.

Özenle hazırlanmış bu çalışmanın içeriği bu başlıklarla sınırlı değil; tüm roman türleri hakkında bilgi edinecek, dilbilgisi kurallarını yeniden hatırlayacaksınız. Bu kitap, potansiyelinizi ortaya çıkarmanıza yardımcı olacak.

Bu güne dek, çok sayıda kısa hikayeyle birlikte kırktan fazla romana imza atmış olan Joyce & Jim Laverne, Her Yönüyle Roman Yazımı kitabında kendi tecrübelerini okurla paylaşıyor ve eşsiz tavsiyelerde bulunuyorlar.

Amerikan Tanrıları - Neil Gaiman 

Tanıtım Yazısı: 
HAZIRLANIN… FIRTINA YAKLAŞIYOR…

Yarattığı kahramanlar ve atmosferlerle hayal gücünüzü şenlendiren Neil Gaiman, Amerikan Tanrıları’nda size hem tanıdık hem de tamamen yabancı bir dünyanın kapılarını aralıyor…

Amerika’da tanrılar ve mitolojik yaratıklarla yapacağınız bu müthiş yolculuk başınızı döndürecek…

Geçmişte birtakım kirli işlere bulaşmış olan Gölge, cezasını tamamlamak üzeredir. Artık tek istediği, eşi Laura’yla birlikte sessiz sakin bir yaşam sürmek ve beladan mümkün mertebe uzak durmaktır. Ta ki, eşinin korkunç bir kazada hayatını kaybettiğini öğrenene kadar.

Cenazeye gitmek üzere bindiği uçakta bir adamla tanışır. İsminin Çarşamba olduğunu söyleyen bu düzgün giyimli, yaşlı adam, Gölge hakkında hiç kimsenin, hattâ kendisinin bile bilmediği şeyler anlatır ve... onu yaklaşan fırtınaya karşı uyarır. Bundan böyle artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır, çünkü günlük hayatın o sakin yüzeyinin altında, Amerika’nın ruhunu ele geçirmek için büyük bir savaş kopmak üzeredir.

“Amerikan Tanrıları bir tür mucize. Okunması gereken çok önemli bir kitap…” Jonathan Carroll

"Gizem, hiciv, seks, dehşet, şiirsel anlatı –Amerikan Tanrıları tüm bu unsurları bir araya getirerek okuyucuyu avucunun içine alıyor.” The Washington Post

28 Nisan 2011 Perşembe

Günün Fotoğrafı

 


Kitap Ayracı #4

Herkese merhaba!

Bu hafta Kitap Ayracı'nda rahatlıkla kendinizin yapabileceği kitap ayraçlarını paylaşıyorum, bakalım beğenecek misiniz? =)



Ve işte benim favorime geldi sıra! Bu kitap ayracının çıktısını alabilirsiniz, üstünde okuduğunuz kitap hakkında eleştirel notlar düşebiliyorsunuz;)) Download edebilirsiniz!




Ve son olarak yine download edip çıktısını alabileceğiniz bir "Kütüphane Seti".






Şimdi ben bunların hepsini deneyeceğim, siz de denerseniz bana yorum bırakmayı unutmayın!;)

27 Nisan 2011 Çarşamba

Günün Fotoğrafı

i-left-my-heart-in-the-library

Bugün hiç yazı yazamadım, bari günün fotoğrafını yetiştireyim. Ben de kalbimi kütüphanede bırakıyorum, beğendiğim her kitabı almak, okumak istiyorum ama olmuyor=)


26 Nisan 2011 Salı

Günün Fotoğrafı



Ciltli & Karton Kapak?



Kitap alırken herşeyine dikkat ederim, en önemlisi yazar, kitabın konusu ya da yayınevi gibi detaylardır belki de ama bence kitabın kapağındaki resim, rengi ya da ciltli kitap mı yoksa karton kapağa mı sahiptir, bütün bunlar da çok önemlidir. İşte bugün hakkında konuşmak istediğim konu da bunlardan biri; ciltli mi yoksa karton kapak mı? Belki de farketmez diyenlerdensiniz=)

Açıkçası ben ciltli kapağı her zaman diğerine tercih ederim. Ciltli kapağın daha dayanıklı olduğu kadar kitabı daha "zengin" gösterdiğine de inanıyorum. Ciltli kapaklar da kapak resimleri ya da yazıları da daha bir güzel duruyor, zaten kimi zaman yurtdışında ciltli kapakların aynı kitabın karton baskısına göre daha farklı bir tasarımla çıktığını da görebilmek mümkün. Yeri gelmişken söylemekte fayda var; yurt dışında birçok kitap hem karton kapaklı hem de ciltli baskılarıyla okuyucuya sunuluyor ve böylelikle okuyucu dilediğini seçip alıyor, ona sahip oluyor.

Ülkemizde ne yazık ki birçok kitap karton kapak seçimiyle okuyucuya sunuluyor. Bunda ekonomik nedenlerin başta geldiğini düşünüyorum ben. Karton kapak daha hesaplı olmalı hem yayınevi hem de okuyucu açısından. Ama keşke yayınevleri aynı yurtdışında olduğu gibi ülkemizde de her iki türde de baskı yapsa ve okuyucu da dilediğini seçse.

Benim elimde ne yazık ki fazla ciltli kapağa sahip kitap yok. Sahip olduklarım da genellikle çok ayrıcalıklı kitaplar. Aslında bu sene aldığım birkaç roman ciltli kapağa sahip ve düşünüyorum da ben onları gerçekten çok uygun fiyatlara aldım; yani karton kapakla basılmış olsalardı da eminim aynı hesaba geleceklerdi. Bu durumda ekonomik nedenler belki de yarıya iniyor. Yayınevleri kesin satış yapacağına inandıkları kitapları eminim bu şekilde basmayı tercih ediyorlar; örneğin Artemis Yayınları daha önce karton kapak olarak çıkardıkları Ölümcül Oyuncaklar serisini şimdi de ciltli olarak çıkartacak. Kitapların popüleritesini düşününce yaptıkları gayet mantıklı.

Sözün özü yayınevlerinin gerçekten iki farklı kapakla kitapları sunmasını dilerdim doğrusu, bunu sadece popüler olan kitaplar için değil basılan her kitap için yapmalılar bana göre. Böylelikle biz okuyucular da seçme özgürlüğümüzü kullanırız ve dilediğimiz kitaba sahip oluruz.

Peki sizce hangisi; ciltli mi, karton kapaklı mı, yoksa farketmez mi? =)





25 Nisan 2011 Pazartesi

Günün Fotoğrafı



Okumayı Düşündüklerim


Herkese merhaba!

Birkez daha sizlerle okumayı düşündüğüm kitapları paylaşıyorum ve kitapların tanıtımlarını yapıyorum. Eğer siz daha önce bu kitaplardan herhangi birini okuduysanız yorum yapmadan gitmeyin!=)

Keyifli okumalar!

Neo-Noir Filmleri - Douglas Keesey

Tanıtım Yazısı:

(...) Fargo - 1996 Yönetmen: Joel Coen Senarist: Joel ve Ethan Coen Yapımcı: Ethan Coen Editör: Roderick Jaynes (Joel ve Ethan Coen) Görüntü Yönetmeni: Roger Deakins Oyuncular: Frances McDormand (Marge Gunderson), Willi-am H Macy (Jerry Lundegaard), Steve Buscemi (Cari Showal-ter), Peter Stormare (Gaear Grimsrud), Harve Presnell (Wade Gustafson) Konu Kasvetli, karla kaplı bir Kuzey Dakota ve Minnesota. Araba satıcısı Jerry'nin karısı kaçırılmıştır bu yüzden Jerry'nin kayınpederi Wade, kendisiyle kaçıranlar arasında (Cari ve Gaear) bölüştürmeyi planladığı fidyeyi ödeyecektir. Bir ara, Wade'in kendi birikimini ona otoparka yatırım yapması için vermek istediğini sanan Jerry, kaçıranları durdurmaya çalışır fakat açgözlü kayınpederinin otopark işini kendisi için istediği ortaya çıkar. Suçlular Jerry'nin karısını kaçırırlar, fakat aynı zamanda meraklı bir eyalet polisi ile oradan geçmekte olan iki kişiyi öldürürler. Kasıntı Wade, fidyenin kendisine verilmesinde diretmektedir, onu vuran ve öldürdükten sonra paranın bir kısmını gömen Cari ile çatışmaya girer. Suç ortağına geri dönen Cari, Gaear'ın Jerry'nin rehine karısını çok fazla yüksek sesle ağladığı için kayıtsızca öldürdüğünü öğrenir. Ardından Gaear'ın hem parayı hem de çalıntı arabayı 'bölüşmekte' ısrar etmesiyle birlikte, Cari ve Gaear saçma bir ağız dalaşma girerler. Gaear sonunda Carl'a bir baltayla karşılık verir. Bu beceriksiz suçluların hareketlerine karşılık, polis şefi Marge Gunderson hamileliğinin son dönemlerinde olmasına rağmen kapsamlı bir soruşturma yürütür. (...) Kitabın İçinden Sayfa 63 


Sığınak - Kristi Cook
Tanıtım Yazısı:
Kader Onları Bir Araya Getirdi. Şimdi Onları Farklı Yönlere Savuracak.
Bugünden geçmişe, Amerika'dan İngiltere'ye, psişik güçleri olan genç bir kızdan sevgisi için yüreğini ortaya koyan genç bir vampire...
Bu kitap dünya içinde devinen, kendi varoluşlarının sırlarını çözmeye çalışan, farklılıklarını özgürce sergileyebildikleri bir varoluş mekânında kendi olmaya çalışan gençlerin hikayesini anlatıyor.
Violet psişik güçleriyle, Aidan bilimsel çabalarla kendini tanımaya, anlamaya, iyileştirmeye çalışıyor.
An geliyor ki kader Violet ve Aidan'ı karşı karşıya getiriyor. Ölümün gölgesi sevgiye, sevginin gölgesi ölüme dönüşüyor.
Sığınak farklılıkları kutsayanların, kendini arayanların, sevgiye ve ortaklığa umut bağlayanların kitabı.


23 Nisan 2011 Cumartesi

23 Nisan'da Çocuklara Benden Kısa Bir Hikaye

Bugün bir kısa hikaye yazdım, ne zamandır birşeyler yazacak vakit bulamıyordum ama sonunda tekrar birşeyler yazdım. Bir çocuk hikayesi yazmak geldi içimden, aslında bugünle bir alakası yok ama 23 Nisan'a da çok uydu, benden miniklere armağan olsun, umarım beğenirsiniz=)

KÜÇÜK DENİZ KABUĞU

O küçük, küçümencik bir deniz kabuğu. Yalnız, yapayalnız, denizin dibinde şarkı söylüyor tiz sesiyle. Tanıdık bir şarkı bu hani baharda söylenen, sıcacık güneşi iliklerinizde hissettirirken birden esen ılık rüzgarla sizi titreten... O şarkısını söylerken bir denizatı geçiyor yakınlardan, iz bırakıyor ardında, salına salına giderken. Küçük Deniz Kabuğu onun yerinde olmak istiyor, yerinden kımıldamak, tutkuyla hareket etmek, süzülmek istiyor; ama biliyor ki bu imkansız, o yalnızca dalgalar ona eşlik ederse hareket edebilir, bir yerlere gidebilir. Birden daha da yalnız hissediyor kendini, şarkı söylemeyi bırakıyor, sessizliği dinliyor. Sessizlik öyle bir sarıyor ki etrafını, üzülüyor yalnızlığına, hareketsizliğine, içini kaplayan soğukluğa. Birden bir hareketlenme oluyor ve bir balık sürüsü geçiyor üstünden, yavaş yavaş ama kararlılıkla. Sonra içlerinden en miniği, turuncu siyah bir balık Küçük Deniz Kabuğuna doğru geliyor, çevresinde bir tur atıyor ve durup ona bakıyor. Küçük Deniz Kabuğu kendisine merakla bakan Minik Balığa karşılık vermek istiyor ve başlıyor yine o tiz sesiyle şarkı söylemeye. Minik Balık eğiliyor ve Küçük Deniz Kabuğunu hareket ettiriyor, sonra onu kafasının üstüne alıyor, sürüye katılmak için hızla yüzüyor. O günden sonra Küçük Deniz Kabuğu ve Minik Balık denizin derinliklerinde hep birlikte dolaşıyorlar.


Bilim Kurgu Edebiyatı


Bilim Kurgu edebiyatı en ayrıcalıklı edebiyat türlerinden biri. Ayrıcalıklı diyorum çünkü yaratıcılığınızı en uç noktalara kadar götürebileceğiniz bu yazın türünde özgürlüğün sınırsızlığı başınızı döndürmeye yeter. Yaratıcılığın sınırsızlığına her yazın türünde eşit oranda sahip olmak mümkün değildir ancak Bilim Kurgu sınırlarınızı zorlamak için eşsiz bir hazinedir. Ne var ki Bilim Kurgu gerçekten severek yaratıcılığınızı konuşturabileceğiniz bir tür ve bundan daha da önemlisi iyi bir donanıma sahip olmanız gerekir. Bilim Kurgu ayrıca birçok edebî alt türlere sahip ve her biri çok önemli ayrıntılar içeriyor; yalnızca bu türe katkılarından ötürü değil, aynı zamanda başlı başına Bilim Kurgu edebiyatına kazandırdıklarından ötürü. Ancak bu diğer türlere başka bir yazımda değineceğim.


Bilim Kurgu edebiyatında yaratıcılığınızın sınırlarını yarattığınız olağanüstü evrenlerle, türlerle, yaratıklarla ve daha nice örnekle zorlayabilmeniz mümkün. Belki de işin en zevkli tarafı da bu; yepyeni diller, evrenler, yaratıklar, türler... oyuncak olmuş, oynamanız için sizi bekliyor. Onlarla uğraşırken belki de daha çılgınca fikirler gelebilir aklınıza ve Bilim Kurgu dünyasına adım atmanın keyfini çıkartabilirsiniz. 

Bilim Kurgu evrenlerini yaratmak ne kadar zevkliyse bir o kadar da zor. Elinizde malzeme çok ama bu malzemeyi en doğru şekilde kullanabilmek işin en önemli kısmı. Bunun için de planlı bir çalışma, bol araştırma da yapmak önemli ki yarattığınız evren eşsiz olmalı. İşin bu kısmında esinlenmelerden de uzak kalmak için en ince detaya kadar araştırma yapmanın önemi de artıyor. Yazar yarattığı evreni ne kadar eşsiz kılarsa, yapıtın değeri de bir o kadar artıyor.


Buraya kadar Bilim Kurgu'ya bir yazar gözüyle yaklaştım, eğer okuyucu olarak devam edecek olursam; okuyucu için de yaşadığı deneyimin çok farklı olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Okuyucu eline aldığı kitapta ne kadar yenilikle karşılaşırsa, okumak ona o kadar keyif verir. Yazarın yazarken deneyimlediği bütün o heyecanı okurken de okuyucu deneyimlemeye başlar. İşte eğer bir Bilim Kurgu okuyucusuysanız, yaratılan yepyeni evrene adım atmak bambaşka bir heyecan olur, damarlarınızdaki kanın akışını hızlandırır, kalbinizin kulaklarınızda atmasına neden olur. Karşınıza çıkan bütün yenilikler karşısında siz yeni doğan bir bebek gibi tanımaya, anlamaya, yorumlamaya çalışırsınız; işte bu Bilim Kurgu türünü daha heyecanlı yapan en önemli detaydır bana göre.


22 Nisan 2011 Cuma

Ne Okuyorum?


Türkiye'de çıkmasını çok istediğim bir kitaptı ve sonra Olimpos Yayınları bu kitabı çıkarttı ve bir yarışma düzenledi okuyucular için, ben de talihlilerden biri oldum. Öyle sevindim, öyle mutlu oldum ki anlatamam, şimdi kitabı okuyorum ve gerçekten bir başladım mı elimden bırakasım gelmiyor, enfes bir kurgu, harika bir hikaye.

Okumayı Düşündüklerim

Herkese merhaba!

Bir Cuma günü daha sizlerle okumayı düşündüğüm kitapları paylaşıyorum ve kitapların tanıtımlarını yapıyorum. Bu haftaki seçimlerim Altıkırkbeş Yayınları'ndan. Eğer siz daha önce bu kitaplardan herhangi birini okuduysanız yorum yapmadan gitmeyin!=)

Keyifli okumalar!
  
Otranto Şatosu - Horace Walpole

Tanıtım Yazısı



"Edebiyat tarihlerine ve tarihçilerine göre, Gotik akımın ilk yapıtı ve tatışılmaz klasiği Sir Horace Wapole'un Otranto Şatosu'dur."
- Giovanni Scognamillo

"Wapole'u izleyen yazarların bir kalıp haline sokacakları bu melodramatik kuruluş, ağır ve ağdalı temposuna, ortaçağ edebiyatından kalma tek boyutlu kahramanlarına rağmen, gerçekten çarpıcı ve etkin bir atmosfer yaratıyor." - H.P. Lovecraft-


Senaryo Yazarının Yol Haritası - Wendell Wellman

Tanıtım Yazısı: 

"Piyasaya çıkan yazım teknikleri kitaplarında bir patlama var. Dev isimli yazarlık guruları, dünyaca ünlü öğretim üyeleri ve en saygın sinema okullarımızın hocaları... Senaryolarımın orta yerinde neden parça parça olduğuna ilişkin bir yanıt bulma açlığıyla bu kitaplardan çoğunu okudum. Sorun şu ki hiçbirinden sorunlarımın teknik yanıtlarını alamıyordum. Böylece, başarılı filmleri tekrar tekrar izlemeye başladım.

Gitgide ayırdına vardım ki filmlerde belirli motifler ve sahneler belirli noktalarda ortaya çıkıyordu... Her filmde! Bir harita oluşturmaya böylece başladım.Bu kitap bilerek kısa ve piyasadaki kitapların çoğundan daha az entelektüel tutuldu. O kitaplardan kimileri müthiş, kimi hocalar müthiş. Eğer fırsatınız varsa onların öğrencisi olmanızı öneririm.

Elinizdeki kitabı ormanın içinde bir patika olarak, senaryo yazarının yol haritası olarak düşünün. Bu tek yol değil. Pek çok yol vardır. Ama bir gün yolunuzu kaybederseniz bu harita hayatınızı kurtarabilir..."

16 Nisan 2011 Cumartesi

Yokyer - Neil Gaiman

Orijinal ismi: Neverwhere
Yazar: Neil Gaiman
Çeviren: Evrim Öncül
Yayınevi: İthaki
Tür: Fantastik
Sayfa sayısı: 371

Tanıtım Yazısı: Genç ve iyi kalpli Richard Mayhew'un sıradan hayatı, bir kaldırımda karşısına çıkan yaralı genç kızın hayatını kurtarmasıyla sonsuza dek değişir. Bu iyilik Richard'ı var olduğunu hayal bile etmediği bir dünyayla şehrin altındaki terk edilmiş Metro istasyonları ve kanalizasyonlarda gelişmiş karanlık bir yaşamla- tanıştırır. O artık, yarıklardan düşen insanların yaşadığı Aşağıtaraf'ın bir parçasıdır... ve eğer bildiği dünyaya dönmek istiyorsa, gölgelerin ve karanlığın, canavarların ve azizlerin, katillerin ve meleklerin şehrinde yaşamayı öğrenmek zorundadır...

Gaiman, basitçe söylemek gerekirse, hikâyelerin hazine evi gibi ve biz de ona sahip olduğumuz için şanslıyız...-Stephen King-

Kapak Tasarımı: Çok estetik. Aşağı Londra ve Yukarı Londra arasında bir yerlerde aslında Neil Gaiman'a benzettiğim, hikayenin baş kahramanı Richard Mayhew'ın  bir profili. Karanlık, gizemli, ilgi çekici. Hep söylüyorum, fotoğraf kapaklarından daha çok seviyorum çizimleri, bu kapağa da ba-yıl-dım!

Yorumum: Neil Gaiman benim en sevdiğim yazarlardan biridir, daha sonra burada da yorum yapmak, incelemek istediğim, çok sevdiğim Sandman serisiyle tanıdım kendisini. Yarattığı fantastik dünyalar, karakterler o kadar başarılı ki yapıtlarını okumaya doyamıyorum. Neyse Neil Gaiman inceleme yazısı olmadan bu hemen konumuza geri dönelim

Yokyer Londra hakkında bir yapıt. Böyle söyleyince sanki turistik bir kitabın tanıtımını yapıyormuşum gibi hissettim, o zaman hemen ekleyelim; Yokyer Londra mekanlarında geçen, fantastik bir dünyanın merkezi. Ayrıca biz Londra'yı iki şekilde görüyoruz bu hikayede; Aşağı Londra ve Yukarı Londra. Herşey Richard Mayhew'in bir gece yarısı Door isimli kızı sokak ortasında yatarken bulmasıyla başlıyor, bu olaydan sonra kendini öye bir dünyanın içinde buluyor ki, yaşadığı hayat tamamiyle alt üst oluyor. Gerisi için kitabı okumanızı tavsiye ederim=)

Neil Gaiman'ın yarattığı dünya en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş, müthiş detaylara sahip. Karakterler öyle gerçekçi ki, tuhaflıklarını garipsemiyor, onları her şekilde benimsiyorsunuz. Yalnız baş karakterimiz Richard'ı belki de sevmem gerekirken bir türlü sevemedim. Onun yerine benim favori karakterim, Marquis de Carabas oldu=) Kendinden emin, güçlü bir karakter Carabas, kesinlikle sevilesi=) Vandemar ve Croup ise unutulmazlar arasına girdi;)

Hikaye beklemediğim bir şekilde bitti ve açıkçası sonundan ben çok memnunum. Neil Gaiman daha önce
tv serisi olarak bu hikayeyi BBC için hazırlamış ve dizi yapılmış; oradakinden farklı olarak bir kaç detay varmış, ama genele sadık kalınmış. Hikaye bir açıdan devamı gelebilir nitelikte bitiyor ancak okuduklarıma göre Neil Gaiman bu fikre pek sıcak bakmıyormuş, yine de farklı bir şehirde geçen bir konsept hazırlayabileceğini de söylemiş. Ben devam fikrine karşı nötrüm açıkçası, hikaye çok güzel ve yerinde bitti ama devamı çıksa tabii ki hemen alır okurum=) Bu arada Gaiman'ın ülkemizde de yeni raflarda yerini alan Amerikan Tanrıları kitbı bu hikaye ile biraz bağlantılıymış. Bakalım onu da okumak lazım;)

Puanlama: 







15 Nisan 2011 Cuma

Hediye Kitap Çekiliş Sonucu!



Burada Renkli Kitap ilk hediyesini veriyor demiştim sizlere ve bugün katılım için son gündü. Hediye kitap çekilişine katılan ve blogumu izleyen, yeni izlemeye başlayan herkese ilginizden ötürü çok teşekkür ederim.

Daha önce de belirttiğim gibi çekilişi Random.org vasıtasıyla yaptım ve işte sonuç:






 Vee.. 4 numaralı yorumun sahibi;



Sevgili Ceren tebrik ediyorum, umarım bu kitabı beğenirsin. Adres bilgilerini renklikitap.yahoo.com'a gönderirsen en kısa zamanda sana kitabı ulaştırmaya çalışacağım.

Renkli Kitap'da hediye kitap çekilişleri olmaya devam edecek, beni takip edin;)

Okumayı Düşündüklerim


Herkese merhaba!

Bir Cuma günü daha sizlerle okumayı düşündüğüm kitapları paylaşıyorum ve kitapların tanıtımlarını yapıyorum. Bu haftaki seçimlerim Pegasus Yayınları'ndan. Eğer siz daha önce bu kitaplardan herhangi birini okuduysanız yorum yapmadan gitmeyin!=)

Keyifli okumalar!

Kum Fırtınası - James Rollins

Tanıtım Yazısı:
NEFES KESEN BİR GERİLİM VE AKSİYON ROMANI
DÜNYAYI KASIP KAVURAN SİGMA SERİSİNİN İLK KİTABI

İNSANLIK GELMİŞ GEÇMİŞ EN KORKUNÇ FIRTINAYLA BAŞ EDEBİLECEK Mİ?

Esrarengiz bir patlama, Londra'da bir müzede bulunan eski eserlerden birini yok eder ve tüm dünyadaki gizli örgütlerde tehlike çanları çalmaya başlar. Cevabı bulmak adına yapılan arayış Lady Kara Kensington'ı, galerinin güzel ve zeki küratörü olan arkadaşı Safia al-Maazı ve uluslararası bir maceracı olan, rehberleri Omaha Dunn'ı var olduğunu hayal bile etmedikleri bir dünyaya götürür: Arap çölünün altına gömülmüş kayıp bir şehre. Ancak karanlık ve kötü amaçlara sahip olan başka kişiler de buraya çekilmektedir. Arap Yarımadası'nın vahşi kalbine yaptıkları bu ölüme meydan okuyan yolculuktaki tehlikelerin üstesinden gelmeleri gerekecek, üstelik tüm bunlar yolculuğun sonunda ortaya çıkmayı bekleyen kâbusun öncesinde gerçekleşecektir:

Bir ütopya yaratabilecek kadar ölümsüz ve muhteşem bir güç. Ya da insanoğlunun binyıllardır inşa ettiği her şeyi yıkabilecek kadar ölümcül bir silah

Çok iyi bir aksiyon yazarı Rollins gerilim dolu sahneler ve olay örgüleri yaratıyor.
-Publisher's Weekly

On numara aksiyon. -Wisconsin State Journal

Rollins'in romanını gece boyunca elimden bırakamadım.
-John Saul

HEYECAN YÜKLÜ YENİ BİR SERÜVENE HAZIR OLUN!

SCOTT PILGRIM BÖLÜM 1 - BRYAN LEE O’MALLEY

Tanıtım Yazısı: 

Bütün dünyayı kasıp kavuran bir fenomene ve süper bir eğlenceye hazır olun!GÜLECEKSİNİZ. AĞLAYACAKSINIZ. BU SCOTT PILGRIM.BU SİZİN YAŞAMINIZ.HER ŞEY GAYET HOŞ...Scott Pilgrim'in yaşantısı öyle müthiş ki. O 23 yaşında, bir rock grubunda, “işsiz”, üstelik şirin bir liseli kızla çıkıyor. Ramona Flowers adındaki cidden aklınızı başınızdan alan, tehlikeli biçimde modaya uyan, tekerlekli patenli dağıtımcı kız onun rüyalarında gezmeye ve partilerde onun yanında süzülmeye başlayana kadar her şey olağanüstü. Ama bayan Flowers'a giden yol gül yapraklarıyla kaplı değil. Scott ile gerçek mutluluk arasında Ramona'nın yedi kötü ‘eski’ erkek arkadaşı durmakta. Acaba Scott değerli basit yaşamını altüst etmeden kötü adamları yenip kızı elde edebilecek mi?
“Sevimli, komik, seksi; yaratıcı güç ve öykücülük sevgisiyle dolu.”-- Alan David Doane, Comic Book Galaxy
"Rahatlıkla yılın en sevdiğim kitaplarından biri oldu. Çok net, komik, hızlı tempolu, ilerisi tahmin edilemeyen, pişmanlık duymaz gülünçlükte ve safi eğlence."  
-- Kevin Melrose, Thought Balloons