26 Şubat 2013 Salı

Kitap Blogu / Kitap Bloggerı

Yıllar önce ilk blogumu ingilizce olarak yazmaya başlamıştım. Hem İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu olmam hem de okumayı, kitapları çok seviyor olmam dolayısıyla İngilizce bir kitap/dizi/film blogunu yazmaya başlamıştım. Sonraları biraz da yurt dışından çok severek takip ettiğim kitap blogları sayesinde bu blogu açtım ve ona göre şekillendirdim. Kitap bloggerı olmanın bazı bilindik blog paylaşımlarıyla blogunu güncel tutma gibi bir yanı var. Yeni kitapları paylaşmak, yayın evlerini yakından takip etmek onlarla ilgili duyurular, haberler, etkinlikler yapmak.. vb. Bunun dışında kitapla ilgili ne varsa paylaşmak gibi şeyler severek yaptığınız zaman gayet güzel olabiliyor. Ancak benim için en önemli olan nokta yapılan işin "orjinal, benzersiz, eşsiz" olması, herkesin yaptığını yapabilirsiniz  ama bunu ne kadar kendi farklılığınızı yansıtarak yapıyorsunuz o önemli.

Türkiye'de de özellikle kitaplarla ilgili etkinliklerin de çoğalmasıyla kitap bloggerlarının sayısı bir hayli fazlalaştı. Ne yazık ki gözlemlediğim kadarıyla "birbirinin aynı" işler de fazlalaştı. Yıllardır takip ettiğim ya da yeni keşfettiğim bloglar ( kitapla ilgili olsun ya da olmasın) bir farklılık yarattıkları ve sıradışı oldukları için onları hergün okuma isteği uyandırıyor ben de. Ancak kitap severlerin kendilerini bir furyaya kaptırıp sırf "bedava" olduğu için her yayınevinin her kitabına "evet" demeleri onları kimi zaman da hakketmedikleri poh pohlamalarla diğer okuyucuları yanlış yönlendiren yazıları yazmaları çok üzücü. Yayınevleri cömertlik yapabilir ve gerçekten çok başarılı kitapları da okuyup yorumlamanız için sizlerle paylaşabilir tabii ama önceki cümlemde belirttiğim durumlar da çok yaygınlaştı tabii.

Yurt dışında çok yaygın bir uygulama bu, seneler önce bu durumdan yakındığım olmuştu; neden bizim ülkemizde de yayınevleri kitap bloggerlarına değerlendirme yapmaları için kitaplar göndermiyorlar diye yakındığım çok olmuştu. Şimdi bu özellikle çeşitli etkinliklerle yaygınlaşmaya başladı ki bu çok başarılı bir uygulama ama dediğim gibi ancak adil yorumlar yapılırsa amaç doğru sonuca ulaşmış olur.

Daha önce dediğim gibi "benzersiz, eşsiz" daha da doğrusu "kendine mahsus" olan bloglar daha bir takip edilesi benim için. Kendim de öyle olmak istiyorum, bu bloga geldiğinizde bir Renkli Kitap farklılığı olsun istiyorum. Uzun zaman özellikle vlog ( video blogging) yaptım, aldığım kitapları, okuyacaklarımı sizlerle paylaştım ama farketmişsinizdir bir süredir yapmıyorum ve merak edenler için söyleyeyim bundan sonra da yapmayı düşünmüyorum. Blogumdan bile bir süredir uzaklaştım çünkü dediğim gibi yukarıda yazan ya da yazmayan birçok şey kafamı kurcalıyor. Renkli Kitap sıradanlaşsın, tipikleşsin istemiyorum. Zorunluymuşum gibi birşeyler yazmak ve paylaşmak da istemiyorum. Herşeyden önce burası bir kişisel blog, her yazımın altına "Güngör" diyerek imzamı 
atıyorum ben, o yüzden burada bana özel şeyleri, benim fikirlerimi ve benim görüşlerimi bulun istiyorum.

Bu nedenle bir süredir birkaç yazımda da belirttiğim üzere blogumda değişikler olacak zaten eğer siz de takip ederseniz bunu göreceksiniz. Eskiden belirli başlıklar vardı blogumda "Kitap Günlüğü, Okumayı Düşündüklerim, Kitap Ayracı serisi, Kırtasiye serisi.." bunlar aklıma gelenler ama daha da vardır; çok severek yazdım hepsini ancak bundan sonra böyle başlıklar da yer almayacak. Tamamen kişisel bir kitap blogu olacak Renkli Kitap. Aslında başlangıç aşamasında da böyleydi ama dediğim gibi Pazar günü "Kitap Günlüğü" videosu olsun başka gün şu, bu olsun böyle zorunluluklardan artık hoşlanmıyorum ve bunların beni gerçekten sıktığını farkettim. Çok istemedikçe bu tür zorunluluklardan kaçınacağım, zaten birşeyi istersem bu zorunluk olmaz.

Bu arada bir dönem Bumerang başladığında ben de üye olmuştum, sonra kısa bir sürenin ardından bıraktım. Şöyle bir olay gerçekleşti, ben aynı tarzda yazılarımı orada da paylaşıyordum ancak onlar bazılarını yayımlamıyorlardı; nedenini sorduğumda bana yazılarımda resim olmadığını söylediler ben de bunun üzerine daha önce aynı tarzda yazılar yazdığımda yayımladıklarını söylemiştim; sonra ilgilenmediler ben de üyeliğimi iptal etmelerini söyledim. Bumerang'a üye olma nedenim o zamanlar blogumu daha geniş kitlelere duyurma isteğiydi, onlar da bunun böyle olacağını söylüyorlar ancak asıl amaç bir taraftan sizi kullanmak. Kendi reklamlarını size yayımlatıyorlar, aynı anda birçok bloggerın alakasız reklam yazıları okuma listeme düştüğünde aklımdan geçen "yazık" oluyor. Yine başa döndük görüyorsunuz ki "özgünlük, farklılık, orjinallik" bir blogda olması gerekenler bana göre. Ben zaten sonradan anladım ki benim aracılara ihtiyacım yok, zaten pek sevgili okuyucular blogumu ve yazdıklarımı takip etmek isterlerse okuma listelerine alıyorlar beni; ki şu an burada 623 izleyicim var ki ne mutluluk verici birşey. Blogdan para kazanmak ayrı bir olay tabii ihtiyacınız varsa olabilir ama üzgünüm ben "reklamlara" pek sıcak bakmıyorum.

Hazır bunlardan bahsetmişken; mail kutuma gerçekten ilginç mailler geliyor "Kitaplarla ilgili bir proje", "kitaplarla ilgili yeni bir site"... sizi kullanmak isteyen daha niceleri =) Cidden bu kadar enayi mi sanıyorlar karşılarındakileri? Ben kendi blogumda zaten belirli bir kitleye ulaşıyorum ve beni takip eden, tanıyan zaten buradan tanıyor; bir de yazdıklarımı onların sayfalarında, sitelerinde yazıp niye onlara prim kazandırayım ki. İnsanlar birilerini kullanmak için çok güzel kılıflar uyduruyorlar, inanın sizin üzerinizden para bile kazanıyorlar bu masum görünen projelerle. Aman sevgili kitap bloggerları kendinizi kullandırtmayın, yazdığınız her sözcük, düşünceleriniz çok değerli bunlara yazık etmeyin; kendini uyanık sanan insanlara da prim kazandırmayın. Hele ki bu internet dünyasında "güven" çok çok önemli bir kavram...

Daha yazacak, konuşacak çok şey var ama asıl amaç sizleri son zamanlardaki düşüncelerimden ve blogumun gidişatından haberdar etmekti. Renkli Kitap'ı takip edebileceğiniz yerler (aslında yanda butonlar da var) en güncel olanlar diğelim hatta;

Renkli Kitap Facebook sayfası: Tıklayın

Bu sayfada genellikle blogda yazdıklarımı yeni blog yazısı olarak paylaşıyorum. Nadiren sevdiğim kitapları ya da ilgimi çeken kitap yayın haberlerini de paylaşıyorum.

Renkli Kitap instagram: Tıklayın

En güncel olduğum yerlerden biri; fotoğraf paylaşmayı seviyorum, instagram da kitaplarla ilgili çok renkli, eğlenceli fotoğraf paylaşımları yapılıyor ben de oldukça keyif alıyorum. Artık telefon uygulamanız yoksa bile webden de takip edebiliyorsunuz.

Renkli Kitap goodreads: Tıklayın

Çok sevdiğim bir site goodreads, zaten bir çoğunuzun da haberi vardır bu siteden. Okuduğunuz kitaplarla ilgili paylaşımlar yapabilir kendi kitap listelerinizi, kütüphanenizi ve arşivinizi oluşturabilirsiniz aynı zamanda da bir sosyal ağ. Bir benzeri benim de üyesi olduğum vikitap Türkiye'de yaygınlaştı kitap severler arasında. Ancak ben pek fazla güncelleme yapmıyorum orada ve daha çok goodreads'i kullanıyorum.

Bunlar dışında pinterest ve tumblr'da da Renkli Kitap'ı bulabilirsiniz. Ancak pinterest'e pek girdiğim söylenemez ve tumblr'a da sadece instagram'a birşey yüklediğimde aynı şeyi gönderiyorum yani pek aktif kullanıcısı değilim bu sitelerin.

Eğer mail yazmak isterseniz renklikitap@yahoo.com'dan bana ulaşabilirsiniz, ancak yanıtlama sözü vermiyorum. Kişisel sorulardan zaten hoşlanmıyorum, ayrıca çok anlamsız mesajlar da geliyor ama üzgünüm bunlara vakit ayıramam. Çeşitli kitap haberleri ya da kitaplarla ilgili bilgilendirmeler okuduklarım arasında.

Bloga yapılan yorumalarla da ilgili olarak daha önce birşeyler yazmıştım, tekrarlayayım. Çeşitli reklamlar, anlamsız sorular ya da yorumlar silinecektir, gereksiz yer işgal etmesinler. Her yorumu okuyorum, eski yazılarıma yazarsanız da okuyorum. Yorum almak çok keyifli, bazen cevap vermek gerekmediğinden ya da çok fazla yazılacak birşey olmadığından da cevap vermek istemiyorum. Ama güzel yorumlarınız ve fikir paylaşımlarınız için teşekkür ederim, düşüncelerinizi paylaşmanız büyük incelik.

Şimdilik bu kadar, epey bir içimi döktüm, uzun bir yazı oldu ama güzel oldu. Aklıma yeni birşeyler gelirse eklemeler yaparım zaten.





19 yorum:

  1. var ya resmen imzamı atarım bu yazdıklarına. aslında konuşacak öyle tuhaf şeyler var ki, insan "kitap" etiketi altında bunların yaşandığına inanamıyor.
    geçen bir gazeteci "okuduğunuz kitapların, dergilerin, yayınların ardında dönen dolapları bilseniz mideniz bulanır, iyi ki bilmiyorsunuz" diye yazmıştı. çok doğru.
    Güngör seni pek severim, hatta blog dünyasında en renkli, kendi tarzında olan kişilerden görürüm. Senden çok ilham aldım (videolar özellikle) farklı bir yerin var. Bunları yazmanla da yanılmadığımı görüyorum.
    Yine her şekilde takipteyim ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Sycorox, çok teşekkür ederim. Biliyorsun zaten ben de seni çok seviyorum; kendine has, özgün tarzı olan nadir bloggerlardansın.

      Sil
  2. Bana da bedava kitapları okuyup tanıtanlar oldukça sıradan geliyor. Mühim olan güzeli anlatabilmek, içinden geleni yazmak. Gönderilen hakkında illa ki yorum yapıp tanıtmak olmamalı. Haklısınız.

    YanıtlaSil
  3. Blog yazımına yeni başlasam da, blogları bir süredir takip eden biri olarak yazdıklarınızın çoğuna katılıyorum. Yetersizlikleri olsa da daha objektif bir ortam gibi geliyor bana. Belki denk gelmemiş de olabilirim tabi. Sözüm meclisten dışarı hazır görmüşken söylemeden geçemeyeceğim, bazen de beğenilerin altında başka şeyler aranıyor ve bu giderek arttı. Facebook gibi çok daha yaygın bir yerde, sayfalarda yorum atıyordum her zaman ama beğenmediğimde gerçekten nefret etmedimse susmayı yorum yapmamayı tercih ediyordum. Bunun da sadece beğeni şeklinde görülmesi doğal ama her zaman da art niyetli düşünmemek lazım. Beğenmiş kesin yayınevi göndermiş diye bir düşünce yapısı yanlış geliyor. Özellikle tek ilgi alanı kitap olan kişilerin daha çok eser beğenmesi normal değil midir? Bazı durumlarda eleştiri boyutu aşıp seviyesizleşiyor ve insanların kendini kitap gurmesi gibi görmesi komik oluyor. Şunu beğen bunu beğenmeye gelen söylemler doğru değil bence. Tek ilgi alanım kitap olduğu için bu konu üzerinde durdum ve bugün benzer bir durumda kaldığım için. Tabi ki sırf okuma için verildi diye beğenenler vardır ama herkesi aynı kefeye koymak? Samimi olmayanlar zaten farkediliyor. Sizin de benzer durumlardan şikayetçi olduğunuzu görünce yazmak istedim. Biraz uzattım sanırım kusura bakmayın.

    YanıtlaSil
  4. Güngörcüm, can-ı gönülden katılıyorum yazdıklarına. Blog turların sayısının bir anda bu kadar artması okuyabildiğimiz farklı kitap yorumu sayısına da bozdu. Ben turlar olmasın demiyorum ama sürekli güncel kalan blog sayısı az olunca blog turlarını çeviren yayınevleri dikte etmeye başladı okunup yorumlanacak kitapları,hatta yorumların hangi gün nasıl yayınlanacağını. Kitaplara bütçesinden para ayırmakta zorlanan genç arkadaşları da cezbetti tabii bedava kitap işi. Oysa hem blog turları olsa, hem de yüzlerce kitap blogu olsa ve bizde bunların arasından daha seçici davranabilsek ne güzel olurdu... Belli yayınevlerinin hangi kitabı çıkardıklarını bu kadar sık görmek, bazılarınınsa ne yaptıklarını bile bilmemek üzücü bir durum.

    YanıtlaSil
  5. @Kitapçı Kedisi @Crazy Book Lover Tabii ki herkesi aynı kefeye koymak doğru olmaz, ben de çok sevdiğim yayınevlerinden kitaplar aldım yorumladım ama yorumların adil olması okuyucuyu yanlış yönlendirmemek adına çok önemli :) Yoksa bu işi hakkıyla yapan tanıdığım ve çok sevdiğim inanılmaz başarılı bloggerlar var ülkemizde de;)

    @pinuccia çok haklısın; aslında güzel işler yapılıyor ancak dediğin gibi ve benim de değinmek istediğim gibi bu bazı sıkıntılara da neden olabiliyor. Yine de ince eleyip sık dokumak kitap okuama ve hatta blog okuma tercihlerimizi ona göre yapmak en iyisi :)

    YanıtlaSil
  6. Ne vakittir benim de hoşnut olmadığım bir mevzuya değinmişsiniz; yazıda katıldığım yerler oldu, katılmadığım yerler oldu ama çoğunlukla hemfikir olduğum birilerini görmek gerçekten sevindirdi beni. Uzatmayacağım; bu meseleyi dillendirdiğiniz için müteşekkirim, elinize sağlık.

    YanıtlaSil
  7. Ben senin video paylaşımlarını çok severdim, artık yayınlamayacak olmana çok üzüldüm,uzun zamandır video yayınlamadı, muhtemelen işleri yüzündendir,yakında yayınlar belki diye içimden geçiriyordum :) Hatta aynı anda bir kaç yeni postu açtığımda, en sona senin videonu bırakırdım ki, en güzeli en sona olsun diye :)
    Ama önemli olan senin blogunda kendini nasıl hissettiğin. Söylediklerinin her kelimesine katılıyorum, blog turları güzel ama keşke seçici olabilseler ve gerçekten sadece içlerinden geleni yazsalar, herhangi bir şey dikte ettirilmese onlara. Mail kutuna düşen yeni kitap siteleriyle ilgili bana da benzer şeyler geldi, bunları yaplanların daha üniversite öğrencisi olmaları da oldukça ilginç!!
    Ben blogunu seviyorum, umarım daha pek çok yazını okuyabilirim, bir şeylere kızıp blogunu da kapatma sakın olur mu? :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bogumu ben de çok seviyorum, umarım uzun yıllar hep beraber fikir paylaşımlarında bulunmaya devam ederiz;)

      Sil
  8. Sizden böyle bir yazı bekliyordum ben açıkçası,çok güzel özetlemişsiniz mevcut "durum"u.. Ben sizin kaliteli bir günlük yazdığınızı düşünüyorum. Okuduğunuz tarz benim aslında kendime hiç yakın görmediğim bir tarz olsa da :) sizden haberler almak, yorumlarınızı okumak, heyecanınızı paylaşmak hoşuma gidiyor.. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Deniz. Aslında ben çok çeşitli alanlarda okuyorum ama sanırım siz son zamanlarda eğilim gösterdiğim genç yetişkin türünü kastettiniz =) Aslında büyük bir çıkış yapan başarılı bir tür ;) Ama bana göre herkes neyi seviyorsa, neye ilgi duyuyorsa onu okumalı ;)

      Sil
  9. yazdıklarınıza katılmakla birlikte benim asıl canımı sıkan nokta;millet kendi blogunu tanıtımını yapmak adına bir çekiliş furyasıdır gidiyor.hani hatırlarsınız eskiden gazetelerde kuponla tabak-canak verirlerdi,bu durumda onlardan geri kalır yok.önceden yemek blogları revaştaidi,şimdilerde ise kitap blogları.yazana ve emeğe saygım sonsuz;ama işin reklam boyutu tiskinti verici boyutlara uluşmış durumda.bunun nedeni ise varolma mücadelesidir.özgün olursan yaşarsın yoksa ölürsün.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dediklerinizi anlıyorum. Aslında kitap çekilişlerini severim ben güzel kitaplar kazandım ve ben de birkaç kitap hediye etttim blogumda, ama benim sevmediğim nokta bir sürü şart koşulması, eğer hediye vermek istiyorsan bu güzel bir şey ama insanları bir şeylere mecbur etmek pek de güzel değil.

      Sil
  10. Çoğusu gibi benim de bu uzun yazıda katıldığım-katılmadığım yerler oldu.
    Şöyle ki ;
    Sırf kitap yazan bir blogger değilim, farklı konulara da değiniyorum; öncelikle bunu belirteyim.
    Yayınevlerinden bir çok kitap geldi, okudum, yorumladım.
    Beğenmediğime yayınevinin yayınlamamasını,el ayağını çekmesini göze alarak 'beğenmedim' dedim.
    Beğenmediğimi dile getirdiğim yorumum yayınevi tarafından paylaşılmazken, kitap foto çekimlerim paylaşıldı.Benim fotoma, kitaba ayılıp bayılan birinin yorumu eklendi mesela.
    Hoş şeyler değil ve sırf kitabı beğenmedim diye yapılan bir şey.

    Blog turu konusundaki fikirlerinize de katılıyorum, turların hiç birine dahil olmadım, sevmiyorum.
    Herkes bir anda aynı kitabı okuyor, kitap hemen tüketiliyor.
    Ne hikmetse hepsi de kitaba ayılıp bayılıyor.
    Halbuki kitap geniş bir zamana yayılsa, iki blog şimdi incelese üçü sonra vs çok daha güzel olabilir.

    Bunun dışında; kitap çekilişlerim oldu bir sürü. Şartları çoktu çünkü sponsorlu çekilişlerdi. Kitabı yayınevi yollayınca, yayınevinin sayfasını beğenin* şartı demirbaş oluyor mesela.
    Bloğunuzda yayınlayın* şartı ise daha çok insana ulaşabilmek adına.
    Bloğum tanınsın, bilinsin, ha belki beğenilmez kabulüm ama haberdar olsunlar* adına yapılıyor.
    Senelerdir blog yazan insanlar görüyorum, izleyicisi 200-300.
    Üzülüyorum şahsen. O kadar emek, yazı , bir avuç kişiye ulaşıyor.
    İzleyici sayısı önemli değil* diyenler olacaktır. Mümkün. Ama bence önemli, insan mutlu oluyor çok izleyicisi olunca. Bloğa bakış açısı değişiyor.
    Kitap sektöründe nasıl bilmiyorum ama saç bakımı ve oje konusunda izleyicinin çok olması firmaların bloğa bakış açısını değiştiriyor.
    Bumerang reklamları da yine aynı şekilde.
    Bloğa gelen tık sayısının arttırılması amacıyla...
    Yineliyorum kitap bloglarında durum nasıl bilmiyorum ama özellikle kozmetik konusunda sayfa tıklanma sayıları bile önemli oluyor.
    Böylece Türkiye'yi geçtim, yurtdışından ürün yollayan, sponsor olan firmalar çıkıyor.
    Türkiye'de 5 katı fiyata satılan bir ürünü sponsor sayesinde ücretsiz elde eden bloggerlar dolu.
    İzleyicisi düşük olan blogger 1 ojeye 20tl verip kendi emeğiyle tanıtırken,izleyicisi çok olan blogger tüm koleksiyonu ücretsiz alıyor.
    İnsan bir noktadan sonra 'ben enayi miyim' diyor.
    Bu sebeple diğer bloglardaki reklam yazıları için 'yazık' demenize katılmıyorum.

    Ayrıca bloğu sevmeyen kişi zaten çekiliş bitince bloğu izlemekten vazgeçiyor.
    Haliyle çekilişlerin üye getirdiğini sanmıyorum.

    Ben sizin videolarınızı çok severdim, sevimli tatlı bir konuşmanız var. Neşeli neşeli, hoşuma gidiyordu.
    O yüzden bir kaç çekilişimi sizinle bir önceki yazınızda değindiğiniz canım sözüyle paylaşmıştım.
    Sırf videolardaki o neşenize güvenerek yani.
    Ama hoşlanmıyormuşsunuz, tabiki bu da normal ama ne bileyim biraz gönül koydum.
    Tabiki de bu önemsiz bir durum.

    Son olarak, Renkli Kitap siz izin vermedikçe sıradan bir yere dönüşmez.Siz özgünseniz bloğunuz da özgün olur. Diğer blogların birebir olması sizi kendi bloğunuza video eklememe kararı aldırmamalı,blogtan soğumanıza sebep olmamalı diye düşünüyorum.

    Çok uzattım ben de, özür.
    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Kontes, görüşlerini paylaştığın için teşekkür ederim. Gönül de koyma bana ben uzun zamandır seni takip ederim, pek de severim ;) Blogtan soğuma gibi bir durum yok da video çekimlerini şimdilik yapmak istemiyorum ama çok teşekkür ederim güzel sözlerin için. Sevgiler.

      Sil
    2. Vay vay vay!Nasıl yani?Yemin ediyorum size yazacaklarımda çok samimiyim.Ben yayınevlerinin bedeva kıtap dağıtıp sonra bızım tanıtımızı yap dedıklerını yeni öğrenmiş oldum.Allah sizden razı olsun diyorum.

      Ben ne kadar saf bir insanım ki,tum bu olanlara ınanıyorum.Hep merak ederdim:kendilerine kitap kurduyum veya kitapsız asla yasayamam diyen insanlar nasıl olurda kitaplarını sırf yazılarına okuyucu cekmek adına kurban eder.Demek ki kitap bedeva olunca her şey oluyormuş.Bunun neresi etik şimdi.Kitaplar ile ilgili yapılan tüm eleştirileri yok sayıyorum.Listemdeki takıbe aldığım tum kıtap yorumlayan arkadaşları yeniden gozden gecırmek kaydı ıle teker teker silecem.Bu işi ekonımık kaygılardan dolayı kim yapmıyorsa ve gercek elestırmen kimse onun yazılarını okuyacağım.

      Ayrıca bu kitap çekiliş olaylarını ve kıtap pazarı,yayın evlerı konusunu derınlemesıne blogumda ısleyeceğim.

      Konstes hanım allah sızden razı olsun bugune kadar bılmedığım konularda aydınlatmıs oldunuz beni.Bende bundan sonra ınsnaları takıp ederken nelerı dıkkat edeceğimi anlamıs oldum.Hedefım gercek kıtap elestırmenlerını bulmak olacaktır.

      Sil
    3. Yalnız burada çok yanlış bir durum var. Yayınevleri'nin bu uygulaması bütün dünyada kitap bloggerları ve yayınevleri arasında gerçekleşir; bu yeni birşey değil ama ülkemiz için tabii ki yeni olarak görülebilir. İnsanlar bedava kitap alıyorlar diye olumlu eleştiri yapmak zorunda değiller, yayınevleri de bunu talep etmez. Ben de bu işin içindeyimdim, defalarca kitap aldım ve beni seçen yayınevlerine de birkez daha teşekkür ederim; ama kimse benden "şöyle yaz, böyle yaz" diye talepte bulunmadı. Tabii ki yayınevleri kitapları tanıtılsın isterler, ama bir kitap bloggerı istediğini yazmakta özgürdür. Hatta yurtdışında bir bloggera her hafta 10larca kitap gönderiliyor ama bu kitapların hepsini okuyabilir mi? Tabii ki okuyamaz; içlerinden istediklerini okur, istediklerini yorumlar hem de istediği gibi yorumlar. Ben de ülkemizde benzer birşeyi deneyimledim. Kitap gönderen yayınevi ya bunu okuyup yorumlamak ister misiniz diye sordu ya da hiçbir şey demeden kitap gönderme cömertliğinde bulundu. Ama Siz öyle bir yorum yapmışsınız ki sanki kitap bloggerları "pazarlamacılık" yapıyor! Bu ne yanlış bir düşünce! Sevgili Kontes ise zaten olayın başka bir tarafına değinmiş.
      Benim yazdığım yazı üzerine o kadar yanlış düşünceler çıktı ki artık bu durumdan çok sıkıldım. Bilip bilmeden yapılan yorumlar hiç hoş olmadığı gibi, benim bildiğim ve düşündüğüm şeylerin yanlış taraflara da çekiliyor olmasından hiç hoşlanmıyorum.

      Sil
  11. Görüşlerini bildiren herkese çok teşekkür ederim; bu konunun daha fazla tartışılmasını istemiyorum, yorumları kapatıyorum.

    YanıtlaSil