28 Şubat 2013 Perşembe

Tüyap Bursa 11. Kitap Fuarı


Hazır etkinlik programı da belli olmuşken blogumda da duyurayım istedim. Tüyap Bursa 11. Kitap Fuarı gördüğünüz üzere 9-17 Mart tarihleri arasında gerçekleşiyor. Ben şöyle bir etkinlik programına baktım da bu sene ilgi çekici söyleşiler ve güzel imza günleri var. Benim için yılın en güzel zamanı Kitap Fuarı zamanı =) İş yoğunluğunda fırsatını bulup gitmek istiyorum, uzun süredir kitap almıyorum çünkü okunacak kitaplarım fazlasıyla mevcut kitaplığımda ama kitap fuarı önemli benim için, güzel ve özel kitaplar bulmak hoşuma gidiyor =)



Günaydın!


Puslu-sisli, yağmurlu bir gün; yani tam anlamıyla kitap okuma havası benim için. Yağmur yağarken elime sıcak bir içecek alayım, saatlerce kitap okuyayım... kim sevmez ki bunu =) Aslında şu an işteyim. Derse girmeden önce (1 saatim boştu) aynen bu moda büründüm =) İtiraf etmeliyim ki Beni Seç'i bu kadar seveceğim aklıma gelmezdi; bir oturuşta iş güçten çok fazla okuyamıyorum ne yazık ki ama elime aldığım vakitlerde tekrar elimden bırakması öyle zor oluyor ki... Tek kelimeyle bayıldım ben bu kitaba. 

Bu Gece: Not Defterlerim, Yunan ve Roma Mitolojisi


Böyle küçük boy (A5 vb.) not defterlerine karşı bir bağımlılığım var sanırım =P Bir çekmece dolusu olduğunu farkettim de geçenlerde=)) Bunu Notebook kırtasiye mağazasından kuzenim alıp bana göndermişti. Kuzenim ve ben küçükken de sayfaları birbirinden farklı not defterlerine aşık olurduk, bu da öyle bir not defteri, sayfaları birbirinden güzel ve şirin ilüstrasyonlarla süslü ama aynı zamanda pek de sade. Uzun zamandır çekmecede bekliyordu, sonunda çıkardım ve notlarımı almaya başladım. Yeni not defteri, yeni fikirler ...=)


Bu geceki planlarım =) Akşam eve gelir gelmez çekmiştim bu fotoğrafı ama sonra internete daldım, planlarım gerçekleşemedi. Yatmadan şöyle bir öz atmak istiyorum=) Yunan ve Roma Mitolojisi kitabı Tübitak yayınlarından, üniversitedeyken Mitoloji hocamız tavsiye etmişti ve ben de sonradan edindim bu kitabı. Gerçekten başarılı ve keyifli bir çalışma, mitoloji severlere tavsiye ederim. Yanındaki Metis defterlerinden biri (evet yine küçük boyutta bir not defteri;)) Ben bu deftere genelde okuduğum kitaplarla ilgili notlar alıyorum;)

Keyifli okumalar!

27 Şubat 2013 Çarşamba

Kitap Blogu/ Kitap Bloggerı Yazım Üzerine Eklemek İstediklerim

Dünkü yazımda biliyorsunuz hem kişisel yani blogumla ilgili hem de kitap blogu/bloggerı kavramıyla ilgili bazı düşüncelerimi yazmıştım ama gelen yorumlardan bazı yerlerin yanlış anlaşıldığını gördüm ve bu duruma çok üzüldüm açıkçası.

Ben uzun zamandır dediğim gibi bloggerım ama sizler Renkli Kitap'ı 2010 yılından beri takip ediyorsunuz. Bu süreç içerisinde tabii ben de birçok şey deneyimledim/öğrendim. Blogum da birçok aşama kaydetti, değişikler geçirdi. Deneyim kazandıkça bloglar daha bir farklılaşıyor, sizinle birlikte şekilleniyor. Yine lafı fazla uzatmayayım, asıl eklemek istediklerime geleyim. Birçok okuyucuyla ama daha çok bloggerla tanıştım, inanılmaz sevdiğim kişiler var; tek tek sayarsam unutup, birilerini atlamak ayıp olur. Şöyle söyleyeyim bu kişilerin bir kısmı da kitap bloggerı ve pek sevdiğim bu insanların bir kısmı ilk blog turunun oluşma aşamasında benimle de iletişime geçmişlerdi ancak blogumda da dile getirdiğim üzere iş yoğunluğumdan ötürü bu turlarda yer almak istemeyen bir bloggerım. Bunun öncesinde ya da sonrasında yayınevlerinden kitap alan ve yorum yapan bir bloggerım. Şimdi net bir şekilde söylemek gerekirse; genç yetişkin edebiyat türünün ülkemizdeki en iyi temsilcisi olan DEX Yayınevi'nin en başından beri kendisinden kitap alan ama bütün bunları başka bloggerlardan özenenler (haklı olarak), dileyenler olabileceğini ama edinemeyebileceklerini düşündüğüm için saklamaya çalıştığım yine de tabii ki yayınevlerine her fırsatta teşekkürlerimi sunup diğer kitap bloggerları gibi adil yorumlar yapmaya çalışan bir kişiyim. Hatta dünkü yazımın hemen öncesinde yine DEX Yayınevi'ne sonsuz teşekkürlerimi sunup, zamansızlıktan kitapları vaktinde okuyamadığım ve başka kitap bloggerı arkadaşlarıma haksızlık olmaması için kendilerinden beni kitap gönderme listelerinden çıkartmalarını isteyen bir kişiyim. Bütün bunları yazmak bile beni utandırıyor, ama o kadar yanlış anlaşılmış ki yazılanlar "ben şuyum, ben buyum" diye şimdi cevap vermek durumunda kalıyorum. Biraz dikkat edilirse yazdıklarım (aslında uzun olan yazımın bir kısmı) "blog turları" düzenleyenler değil "haksız ya da yanlış yönlendiren" yorumlar yapanlarla ilgiliydi (kitap bloggerı olsun, olmasın...)--ki bu da beni olduğu kadar diğer başarılı kitap bloggerlarını ve tabii okuyucuları da rahatsız eder eminim. Kitap Blog Turları'yla ilgili net birşey yazmamıştım onu da ekleyeyim; ülkemizde bu tip çalışmalar yapılması ve bunu severek isteyerek başarılı bir şekilde yapan kitap bloglarının olması tabii ki beni de çok mutlu etmektedir.

Kısacası dile getirdiklerim uzun yıllar süren birikimlerimin ve gözlemlerimin beni rahatsız eden ya da mutsuz eden kısımlarıdır. O, bu, şu değil benim için önemli olan... sırasında yıllarca emek harcadığım blogumun (ki ismini bulmak bile benim için önemli bir emekti) her karışı taklit edildi, bunu bile sineye çekmiş bir insanım. Benim de emek harcadığım ve önem verdiğim bir işte (blogger/blogging/blog yazımı)  kendi düşüncelerimi ve fikirlerimi yazmak hakkımdır diye düşünüyorum. Daha önce defalarca yazdım, herkes mutlu olduğu gibi yazsın/paylaşım yapsın ama "özgünlük" vurgusunu yapmam da ne yazık ki deneyimlerimin sonucuydu; sonuçta "intihal" hiçbir alanda ya da işte kabul edilemeyeceği gibi bana göre bloglarda da kabul edilmeli. Ama unutmayalım ki esinlenmek, ilham almak, kendince uyarlamak da başka kavramlardır.


Çok yoruldum, cidden. İnternet özgürlük ortamı tabii ki herkes aynı düşüncede olamaz, ama yanlış anlaşılmalar yoruyor beni. 


Sevgiler, keyifli okumalar...




Kitap Okumak


Ne yazık ki birçok kişinin yaptığı bu... Sol tarafta "Okuyor görünmeyi istediğiniz ama okumak istemediğiniz kitaplar" var, sağ tarafta ise "Okumak istediğiniz ama okuyor görünmek istemediğiniz kitaplar" yazıyor. Kitap okumak bir özgürlük, kendimize verdiğimiz en güzel hediye, ne diye kısıtlayalım ki kendimizi. İnsanları okuduklarına göre eleştirmek yerine bir şeyler okuduklarına mutlu olmak lazım. Bırakın isteyen, istediğini okusun; okudukça kendine yararlı olanı, keyif vereni, ufkunu genişleteni ve daha nicesini keşfedecektir kişi zaten.



Renkli Kitap Twitter

Daha önce biliyorsunuz bir twitter hesabım vardı ancak onu kapattığımı ve artık blogum adına twitter kullanmadığımı yazmıştım, ama bir kez daha belirtme gereği duydum. Çünkü dün dikkatimi çekti twitter'da 3 tane Renkli Kitap hesabı var, kesinlikle bu kişilerin benimle ya da blogumla uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Blogumu takip edebileceğiniz yerleri dünkü yazımda da belirtmiştim aynı zamanda sayfanın sağ tarafında yer alan butonlardan da takip edebileceğiniz diğer sitelere ulaşabilirsiniz.

Kısacası Renkli Kitap twitter'da yoktur.


26 Şubat 2013 Salı

Kitap Blogu / Kitap Bloggerı

Yıllar önce ilk blogumu ingilizce olarak yazmaya başlamıştım. Hem İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu olmam hem de okumayı, kitapları çok seviyor olmam dolayısıyla İngilizce bir kitap/dizi/film blogunu yazmaya başlamıştım. Sonraları biraz da yurt dışından çok severek takip ettiğim kitap blogları sayesinde bu blogu açtım ve ona göre şekillendirdim. Kitap bloggerı olmanın bazı bilindik blog paylaşımlarıyla blogunu güncel tutma gibi bir yanı var. Yeni kitapları paylaşmak, yayın evlerini yakından takip etmek onlarla ilgili duyurular, haberler, etkinlikler yapmak.. vb. Bunun dışında kitapla ilgili ne varsa paylaşmak gibi şeyler severek yaptığınız zaman gayet güzel olabiliyor. Ancak benim için en önemli olan nokta yapılan işin "orjinal, benzersiz, eşsiz" olması, herkesin yaptığını yapabilirsiniz  ama bunu ne kadar kendi farklılığınızı yansıtarak yapıyorsunuz o önemli.

Türkiye'de de özellikle kitaplarla ilgili etkinliklerin de çoğalmasıyla kitap bloggerlarının sayısı bir hayli fazlalaştı. Ne yazık ki gözlemlediğim kadarıyla "birbirinin aynı" işler de fazlalaştı. Yıllardır takip ettiğim ya da yeni keşfettiğim bloglar ( kitapla ilgili olsun ya da olmasın) bir farklılık yarattıkları ve sıradışı oldukları için onları hergün okuma isteği uyandırıyor ben de. Ancak kitap severlerin kendilerini bir furyaya kaptırıp sırf "bedava" olduğu için her yayınevinin her kitabına "evet" demeleri onları kimi zaman da hakketmedikleri poh pohlamalarla diğer okuyucuları yanlış yönlendiren yazıları yazmaları çok üzücü. Yayınevleri cömertlik yapabilir ve gerçekten çok başarılı kitapları da okuyup yorumlamanız için sizlerle paylaşabilir tabii ama önceki cümlemde belirttiğim durumlar da çok yaygınlaştı tabii.

Yurt dışında çok yaygın bir uygulama bu, seneler önce bu durumdan yakındığım olmuştu; neden bizim ülkemizde de yayınevleri kitap bloggerlarına değerlendirme yapmaları için kitaplar göndermiyorlar diye yakındığım çok olmuştu. Şimdi bu özellikle çeşitli etkinliklerle yaygınlaşmaya başladı ki bu çok başarılı bir uygulama ama dediğim gibi ancak adil yorumlar yapılırsa amaç doğru sonuca ulaşmış olur.

Daha önce dediğim gibi "benzersiz, eşsiz" daha da doğrusu "kendine mahsus" olan bloglar daha bir takip edilesi benim için. Kendim de öyle olmak istiyorum, bu bloga geldiğinizde bir Renkli Kitap farklılığı olsun istiyorum. Uzun zaman özellikle vlog ( video blogging) yaptım, aldığım kitapları, okuyacaklarımı sizlerle paylaştım ama farketmişsinizdir bir süredir yapmıyorum ve merak edenler için söyleyeyim bundan sonra da yapmayı düşünmüyorum. Blogumdan bile bir süredir uzaklaştım çünkü dediğim gibi yukarıda yazan ya da yazmayan birçok şey kafamı kurcalıyor. Renkli Kitap sıradanlaşsın, tipikleşsin istemiyorum. Zorunluymuşum gibi birşeyler yazmak ve paylaşmak da istemiyorum. Herşeyden önce burası bir kişisel blog, her yazımın altına "Güngör" diyerek imzamı 
atıyorum ben, o yüzden burada bana özel şeyleri, benim fikirlerimi ve benim görüşlerimi bulun istiyorum.

Bu nedenle bir süredir birkaç yazımda da belirttiğim üzere blogumda değişikler olacak zaten eğer siz de takip ederseniz bunu göreceksiniz. Eskiden belirli başlıklar vardı blogumda "Kitap Günlüğü, Okumayı Düşündüklerim, Kitap Ayracı serisi, Kırtasiye serisi.." bunlar aklıma gelenler ama daha da vardır; çok severek yazdım hepsini ancak bundan sonra böyle başlıklar da yer almayacak. Tamamen kişisel bir kitap blogu olacak Renkli Kitap. Aslında başlangıç aşamasında da böyleydi ama dediğim gibi Pazar günü "Kitap Günlüğü" videosu olsun başka gün şu, bu olsun böyle zorunluluklardan artık hoşlanmıyorum ve bunların beni gerçekten sıktığını farkettim. Çok istemedikçe bu tür zorunluluklardan kaçınacağım, zaten birşeyi istersem bu zorunluk olmaz.

Bu arada bir dönem Bumerang başladığında ben de üye olmuştum, sonra kısa bir sürenin ardından bıraktım. Şöyle bir olay gerçekleşti, ben aynı tarzda yazılarımı orada da paylaşıyordum ancak onlar bazılarını yayımlamıyorlardı; nedenini sorduğumda bana yazılarımda resim olmadığını söylediler ben de bunun üzerine daha önce aynı tarzda yazılar yazdığımda yayımladıklarını söylemiştim; sonra ilgilenmediler ben de üyeliğimi iptal etmelerini söyledim. Bumerang'a üye olma nedenim o zamanlar blogumu daha geniş kitlelere duyurma isteğiydi, onlar da bunun böyle olacağını söylüyorlar ancak asıl amaç bir taraftan sizi kullanmak. Kendi reklamlarını size yayımlatıyorlar, aynı anda birçok bloggerın alakasız reklam yazıları okuma listeme düştüğünde aklımdan geçen "yazık" oluyor. Yine başa döndük görüyorsunuz ki "özgünlük, farklılık, orjinallik" bir blogda olması gerekenler bana göre. Ben zaten sonradan anladım ki benim aracılara ihtiyacım yok, zaten pek sevgili okuyucular blogumu ve yazdıklarımı takip etmek isterlerse okuma listelerine alıyorlar beni; ki şu an burada 623 izleyicim var ki ne mutluluk verici birşey. Blogdan para kazanmak ayrı bir olay tabii ihtiyacınız varsa olabilir ama üzgünüm ben "reklamlara" pek sıcak bakmıyorum.

Hazır bunlardan bahsetmişken; mail kutuma gerçekten ilginç mailler geliyor "Kitaplarla ilgili bir proje", "kitaplarla ilgili yeni bir site"... sizi kullanmak isteyen daha niceleri =) Cidden bu kadar enayi mi sanıyorlar karşılarındakileri? Ben kendi blogumda zaten belirli bir kitleye ulaşıyorum ve beni takip eden, tanıyan zaten buradan tanıyor; bir de yazdıklarımı onların sayfalarında, sitelerinde yazıp niye onlara prim kazandırayım ki. İnsanlar birilerini kullanmak için çok güzel kılıflar uyduruyorlar, inanın sizin üzerinizden para bile kazanıyorlar bu masum görünen projelerle. Aman sevgili kitap bloggerları kendinizi kullandırtmayın, yazdığınız her sözcük, düşünceleriniz çok değerli bunlara yazık etmeyin; kendini uyanık sanan insanlara da prim kazandırmayın. Hele ki bu internet dünyasında "güven" çok çok önemli bir kavram...

Daha yazacak, konuşacak çok şey var ama asıl amaç sizleri son zamanlardaki düşüncelerimden ve blogumun gidişatından haberdar etmekti. Renkli Kitap'ı takip edebileceğiniz yerler (aslında yanda butonlar da var) en güncel olanlar diğelim hatta;

Renkli Kitap Facebook sayfası: Tıklayın

Bu sayfada genellikle blogda yazdıklarımı yeni blog yazısı olarak paylaşıyorum. Nadiren sevdiğim kitapları ya da ilgimi çeken kitap yayın haberlerini de paylaşıyorum.

Renkli Kitap instagram: Tıklayın

En güncel olduğum yerlerden biri; fotoğraf paylaşmayı seviyorum, instagram da kitaplarla ilgili çok renkli, eğlenceli fotoğraf paylaşımları yapılıyor ben de oldukça keyif alıyorum. Artık telefon uygulamanız yoksa bile webden de takip edebiliyorsunuz.

Renkli Kitap goodreads: Tıklayın

Çok sevdiğim bir site goodreads, zaten bir çoğunuzun da haberi vardır bu siteden. Okuduğunuz kitaplarla ilgili paylaşımlar yapabilir kendi kitap listelerinizi, kütüphanenizi ve arşivinizi oluşturabilirsiniz aynı zamanda da bir sosyal ağ. Bir benzeri benim de üyesi olduğum vikitap Türkiye'de yaygınlaştı kitap severler arasında. Ancak ben pek fazla güncelleme yapmıyorum orada ve daha çok goodreads'i kullanıyorum.

Bunlar dışında pinterest ve tumblr'da da Renkli Kitap'ı bulabilirsiniz. Ancak pinterest'e pek girdiğim söylenemez ve tumblr'a da sadece instagram'a birşey yüklediğimde aynı şeyi gönderiyorum yani pek aktif kullanıcısı değilim bu sitelerin.

Eğer mail yazmak isterseniz renklikitap@yahoo.com'dan bana ulaşabilirsiniz, ancak yanıtlama sözü vermiyorum. Kişisel sorulardan zaten hoşlanmıyorum, ayrıca çok anlamsız mesajlar da geliyor ama üzgünüm bunlara vakit ayıramam. Çeşitli kitap haberleri ya da kitaplarla ilgili bilgilendirmeler okuduklarım arasında.

Bloga yapılan yorumalarla da ilgili olarak daha önce birşeyler yazmıştım, tekrarlayayım. Çeşitli reklamlar, anlamsız sorular ya da yorumlar silinecektir, gereksiz yer işgal etmesinler. Her yorumu okuyorum, eski yazılarıma yazarsanız da okuyorum. Yorum almak çok keyifli, bazen cevap vermek gerekmediğinden ya da çok fazla yazılacak birşey olmadığından da cevap vermek istemiyorum. Ama güzel yorumlarınız ve fikir paylaşımlarınız için teşekkür ederim, düşüncelerinizi paylaşmanız büyük incelik.

Şimdilik bu kadar, epey bir içimi döktüm, uzun bir yazı oldu ama güzel oldu. Aklıma yeni birşeyler gelirse eklemeler yaparım zaten.





24 Şubat 2013 Pazar


Sonunda OT alındı ;) Bu ay bir sürü dergi aldım ama bunu alırken de aklım Varlık'ta kaldı, yaratıcı yazarlık teması, almak lazım onu da ;)



23 Şubat 2013 Cumartesi

Once Upon a Time (2. Sezon)

Yazacaklarım Once Upon a Time dizisi hakkında SPOILER (dizi hakkında ayrıntılı bilgi) içermektedir; o yüzden diziyi takip etmeyi düşünüyorsanız ya da henüz son yayımlanan bölüme kadar gelmediyseniz dikkatli olun, izleme keyfiniz kaçmasın ;)


Bugün son yayımlanan bölümü izledim ve şunu söyleyeyim izlerken yerimde duramadım! Rumpelstiltskin kesinlikle benim en sevdiğim karakter bu dizide. Regina, Mad Hatter, Ruby onları da çok seviyorum ama Rumpelstiltskin bambaşka. Manhattan bölümünde Rumpelstiltskin'le ilgili biraz daha derine inmemiz ve bilgi edinmemiz çok güzel oldu ancak Bae'in kim olduğunu sonunda öğrenmemiz, hatta Henry ve Emma'nın da bu olaya dahil olması, inanılmaz anlar yaşattı bana. Daha önce Bae'in Emma'nın eski sevgilisi olabileceği aklımdan geçmişti ama pek de ihtimal vermemiştim, ama olay öyle bir boyuta yükseldi ki bu bölümde sevinsem mi üzülsem mi bilemedim. Bae şimdi büyük ihtimal onlarla StoryBrooke'a gelir diye düşünüyorum çünkü işin içinde Henry var ancak Rumpelstiltskin'le ilişkisi pek iyi olmayacak görüldüğü üzere. Rumpelstiltskin'in bu bölümde geçmişiyle ilgili çok güzel detaylara girildi, nasıl sakatlandığı, karısıyla ilişkisinin nasıl bozulduğu, seçimleri... ama hiçbiri kâhinle yaptığı görüşmeler gibi çarpıcı değildi tabii. Kâhinin son sözleri onu genç bir çocuğun oğluna götüreceği ama bunun yaratacağı sıkıntılar üzerine yaptığı yorumun Rumpelstiltskin  üzerindeki etkisi ve verdiği cevap çarpıcı oldu; "I'll kill him then". Bu gelecekte oluşabilecek sıkıntılara gönderme olabilir, gerçekleşmeyeceği düşünülebilir ama Rumpelstiltskin'in yaşadıkları ve yaşayacakları onu nereye götürür bilinmez. Çünkü işler öyle karıştı ki; bir tarafta fasulyeler, bir tarafta Regina ve Cora ve belki de en önemlisi kasabadaki yabancı. Ah o mesele yok mu... Kasabadaki yabancı ile olayı gerçek dünyanın Storybrooke'u öğrenmesine taşırlarsa inanılmaz keyfim kaçacak, bunu gerçekten hiç istemiyorum. Gerçek dünyanın Storybrooke'a girmesi demek herşeyin daha da karışması, masalsı havanın yok olması demek. Eğer iş diyarlardan haberdar olmalarına ve belki de fasulyelerden haberdar olmalarına varırsa çok can sıkıcı olur. Herşey masal karakterleri arasında gelişsin istiyorum ben, gerçek dünyanın karmaşası, günümüz modern insanı, olaylara müdahale eden hükümetler, başkanlar... vs. off şimdiden sıkıldım. Bunları düşünmek bile istemiyorum, diziyi bu kadar çok severken ondan soğumak da istemiyoru doğrusu. 

Gelecek bölümün adı The Queen is Dead. Bu bölüm ismi bana Cora'yı düşündürüyor; Regina ile hançerin peşine düştüler, Rumpelstiltskin kasabaya dönecek v onunla mücadele edecekler ve biri Cora'yı öldürecek gibi fikirlerim var ama spoilerdan uzak duruyorum ve birşey okumadım bu konuyla ilgili bakalım olaylar neyi gösterecek.

Regina da içindeki kötülükten nasıl kurtulamıyor =) Gerçi ben onun kötü hallerini çok daha fazla seviyorum ya ama bu nedenle yok olsun da istemem tabii. 

Dizide geri dönüşler, olaylar ve karakterler arasındaki bağlantılar öyle zekice kurgulanıyor ki bu diziye sevgim her geçen gün daha bir artıyor, çok keyif alıyorum. Sanırım bu dönemde izlemekten en zevk aldığım dizi de budur, bakalım gelecek bölümler neyi gösterecek.


21 Şubat 2013 Perşembe

"Beni Seç" Okuma Saatleri

Beni Seç cidden elden düşmeyen bir kitap, daha fazla vaktim olsaydı bir oturuşta bitirebilirdim ama buna rağmen okuma saatlerimi böylesine güzelleştirdiği için çok seviyorum bu kitabı. Şu an sayfa 122'deyim ve öyle heyecanlı bir yerdeyim ki bir taraftan okuyor bir taraftan bu yazıyı yazıyorum =D Kitabın ana karakteri America'yı pek sevdim ama Prens Maxon'u daha yeni tanıyor olmama rağmen gözüm fena tuttu =D Çok büyük heyecanla okuyorum, en iyisi ben devam edeyim siz de benim Beni Seç Okuma Saati fotoğraflarıma bir göz atın ;)

Renkli Kitap instagram: http://instagram.com/renklikitap









14 Şubat 2013 Perşembe

Kürk Mantolu Madonna - Sabahattin Ali

"Pek alelade hiç bir hususiyeti olmayan, her gün etrafımızda yüzlercesini görüp de bakmadan geçtiğimiz insanlardan biriydi. Hayatının bildiğimiz ve bilmediğimiz taraflarında insana merak verecek bir cihet olmadığı muhakkaktı. Böyle kimseleri gördüğümüz zaman çok kere kendi kendimize sorarız: "Acaba bunlar neden yaşıyorlar? Yaşamakta ne buluyorlar? Hangi mantık hangi hikmet bunların yeryüzünde dolaşıp nefes almalarını emrediyor?" Fakat bunu düşünürken yalnız o adamların dışlarına bakarız; onların da birer kafaları, bunun içinde, isteseler de istemeseler de işlemeye mahkum birer dimağları bulunduğunu, bunun neticesi olarak kendilerine göre bir iç alemleri olacağını hiç aklımıza getirmeyiz. Bu alemin tezahürlerini dışarı vermediklerine bakıp onların manen yaşamadıklarına hükmedecek yerde, en basit bir beşer tecessüsü ile, bu meçhul alemi merak etsek, belki hiç ummadığımız şeyler görmemiz beklemediğimiz zenginliklerle karşılaşmamız mümkün olur. Fakat insanlar nedense daha ziyade ne bulacaklarını tahmin ettikleri şeyleri araştırmayı tercih ediyorlar. Dibinde bir ejderhanın yaşadığı bilinen bir kuyuya inecek bir kahraman bulmak, muhakkak ki, dibinde ne olduğu hiç bilinmeyen bir kuyuya inme cesaretini gösterecek bir insan bulmaktan daha kolaydır."

Dün gece bitirdim kitabı. Bir saat ağladım, başlarken de ağlamıştım bitirirken de ağladım. Pek az kitap insanın ruhuna bu kadar dokunur, onu sarsar, derin bir iz bırakır. Unutamayacağım bir kitap yazmış Sabahattin Ali, aynı zamanda bir daha elime almaya cesaret edemeyeceğim bir kitap.

 

7 Şubat 2013 Perşembe

Before Sunrise & Before Sunset


If there's any kind of magic in this world, it must be in the attempt of understanding someone, sharing something. I know, it's almost impossible to succeed, but…who cares, really? The answer must be in the attempt. ~ Celine 


Jesse: In the months leading up to my wedding, I was thinking about you all the time. I mean, even on my way there; I'm in the car, a buddy of mine is driving me downtown and I'm staring out the window, and I think I see you, not far from the church, right? Folding up an umbrella and walking into a deli on the corner of 13th and Broadway. And I thought I was going crazy, but now I think it probably was you.
Celine: I lived on 11th and Broadway.
Jesse: You see? 

 

2 Şubat 2013 Cumartesi

Agatha Christie Okumaları


Daha önce yazdığım Sherlock Holmes Okumaları'nda belirttiğim üzere bu sene bütün Sherlock Holmes kitaplarını sırasıyla okumak istiyorum. Benzer bir şekilde Agatha Christie'nin de kitapları ebook formatında elimde mevcut ve bu sene sıralı okumak için bir başlangıç yapmayı planladım. Sherlock Holmes kitaplarını bu sene sırasıyla okuyup bitirmeyi planlıyorum ancak Agatha Christie kitaplarının hepsi yetişir mi bilemiyorum, o nedenle bir başlangıç dedim.

Yine Sherlock Holmes'da olduğu gibi internette araştırdığınızda Agatha Christie kitaplarını da sırasıyla okumaya gerek olmadığından bahsediliyor, hatta ben de bu şekilde birkaç kitabını okumuştum ama sırasıyla okumayı sevdiğimden ve bu şekilde daha iyi olacağını düşündüğümden bir araştırma yaptım ve şöyle bir sıralama buldum ve yine orjinal isimleriyle;

The Mysterious Affair at Styles
The Secret Adversary
Murder on the Links
Poirot Investigates (short stories)
Poirot's Early Cases (short stories)
The Man in the Brown Suit
The Secret of Chimneys
The Murder of Roger Akroyd Ackroyd
The Big Four
The Mystery of the Blue Train
Black Coffee (play novelisation by Charles Osborne)
Partners in Crime (short stories)
The Seven Dials Mystery
The Murder at the Vicarage
The Mysterious Mr Quin (short stories)
The Sittaford Mystery
Peril at End House
The Thirteen Problems (short stories)
Lord Edgware Dies
The Hound of Death and other Stories (short stories)
Murder on the Orient Express
The Listerdale Mystery and other stories (short stories)
Why didn't they ask Evans?
Parker Pyne Investigates (short stories)
Three Act Tragedy
Death in the Clouds
The ABC Murders
Murder in Mesopotamia
Cards on the Table
Murder in the Mews (four novellas)
Dumb Witness
Death on the Nile
Appointment with Death
Hercule Poirot's Christmas
Murder is Easy
And Then There Were None
The Regatta Mystery and other stories (short stories) not published in the UK
One, Two Buckle My Shoe
Sad Cypress
Evil Under the Sun
N or M?
The Body in the Library
Five Little Pigs
The Moving Finger
Towards Zero
Death Comes as the End
Sleeping Murder
Sparkling Cyanide
The Hollow
The Labours of Hercules (short stories)
Taken at the Flood
Crooked House
A Murder is Announced
They Came to Baghdad
Mrs McGinty's Dead
They Do It With Mirrors
After the Funeral
A Pocket Full of Rye
Destination Unknown
Spider’s Web (play novelisation by Charles Osborne)
Hickory Dickory Dock
Dead Man's Folly
4.50 from Paddington
Ordeal by Innocence
Cat Among the Pigeons
The Unexpected Guest (play novelisation by Charles Osborne)
The Adventure of the Christmas Pudding (short stories) not published in the USA
Double Sin and Other Stories (short stories) not published in the UK
The Pale Horse
The Mirror Crack'd from Side to Side
The Clocks
A Caribbean Mystery
At Bertram’s Hotel
Third Girl
Endless Night
By the Pricking of my Thumbs
Hallowe'en Party
Passenger to Frankfurt
The Golden Ball and Other Stories (short stories) not published in the UK
Nemesis
Elephants Can Remember
Postern of Fate
Curtain: Poirot’s Last Case
Miss Marple's Final Cases (short stories)
Problem at Pollensa Bay (short stories)
While the Light Lasts (short stories)
The Harlequin Tea Set (short stories)
Witness for the Prosecution and other stories (short stories)
Three Blind Mice and other stories (short stories) 
The Under Dog and other stories (short stories)

Sherlock Holmes Okumaları


Daha önce üniversitede ders için ve daha sonra da birkaç kez Sherlock Holmes kitaplarını okudum ama herşeyi sırasıyla okuma gibi bir takıntısı olan ben, bu seneki hedeflerim arasına okuduklarım da dahil olmak üzere sırasıyla Sherlock Holmes kitaplarını okuma kararını da ekledim. Bütün kitapları ebook formatında ve İngilizce olarak okuyacağım.

İnternette biraz araştırdığınızda aslında bir sıra takip etmeden de rahatlıkla okunabileceği yazıyor, ancak ben dediğim gibi sırasıyla okumayı seviyorum ve orjinal dilindeki isimlerine göre Goodreads'ten aldığım sıralama şöyle;

  1. A Study in Scarlet
  2. The Sign of Four
  3. The Adventures of Sherlock Holmes
  4. The Memoirs of Sherlock Holmes
  5. The Hound of the Baskervilles
  6. The Return of Sherlock Holmes
  7. The Valley of Fear
  8. His Last Bow
  9. The Case-Book of Sherlock Holmes

1 Şubat 2013 Cuma

Aylık Özet: Ocak 2013

Ocak ayında neler okudum, neler yorumladım bir listeleyelim. Linklere tıklayarak bu kitaplar hakkındaki görüşlerime ulaşabilirsiniz.

1. Saga #1 - Vaughan, Brian K.

2. Superman: Earth One - Straczynski, J. Michael

3. Superman: Earth One, Volume 2 - Straczynski, J. Michael

4. Obsidiyen (Lux #1) - Jennifer L. Armentrout

Obsidiyen bitirdiğim roman, diğerleri ise bitirdiğim çizgi romanlar. Çizgi roermanları orjinal dilinde İngilizce okuyorum, Obsidiyen ise Türkçe çeviriydi.

Bu ay yapılan toplam kitap yorumu sayısı: 3

Bu ay toplamda okunan kitap sayısı: 4
  • Roman: 1
  • Çizgi roman: 3
Dilediğim aylık kitap okuma sayısı 10, bu sayı ise çok az benim için ama o kadar işin arasında bu ay bunları okuyabildiğime mutluyum açıkçası. Bir de bir süredir çok yavaş okuyorum, bunda belki günlük yorgunluğun ve hep akşam okuyabilmemin de etkisi olabilir ki muhtemelen öyle; ancak ne yazık ki okuma hızımda gözle görülür bir düşüş var. En sürükleyici kitabı bile birkaç sayfa okuduktan sonra kenara koyuyorum. Bazen böyle dönemler oluyor, gelip geçici bir durum olduğunu düşünüyorum.

Bir de şu sıralar elimde birçok kitap var. Bir onu okuyorum, bir bunu. Farklı kitaplar keşfetmek, farklı saatlerde farklı kitaplar okumak keyif veriyor bana.

Bu ayki favorim:  Superman: Earth One - Straczynski, J. Michael gerçekten keyif aldığım ve bir kerede okuyup bitirdiğim güzel bir sayıydı. Başlangıç olarak eleştirilerim olsa bile çok beğendim.

Hayalkırıklığı yaşatan kitap: Çok büyük bir hayalkırıklığı yaşatmasa da yorumumda da dediğim gibi sadece spoilerlardan ötürü Obsidiyen diyebiliriz.

Okuma Hedeflerim: Şu an iki tane okuma hedefim var, bunlara göre bulunduğum nokta şudur:

2013 Okuma Hedefim : 4 / 120

2013 Çizgi Roman Okuma Hedefim: 3 / 200

Hedeflerime göre biraz geriden geliyorum ama yukarıda belittiğim nedenleri göz önünde bulundurduğum için hiç de fena değil. Bu ayın istatiklerini not düştükten sonra son olarak bu ay aldığım kitapları da yazmak istiyordum ama şu an evde olmadığım için not düşemeyeceğim, belki sonra ekleme yaparım. Çok fazla kitap almadım ama yine de kitap alışverişi yapmadan da duramadım.

Kitaplıkta Okunmayı Bekleyen Kitap Sayısı: 70

Hedeflerim doğrultusunda senenin yarısında bu kitaplıkta okunmayı bekleyenleri sıfıra indirmek istiyorum. Bakalım ne kadar azaltabileceğim.






Saf ve Düşünceli Romancı ~ Orhan Pamuk